Bir süt ırmağı akıyordu boynundan
Omuzlarında iki dolunay göllenmişti
Karnı altın güneşlerde buğday tarlaları
Göğüsleri bağ bozumlarından bir salkım şıra
Dünyanın bütün gülleri ağzında açıyordu
Çoban ateşleri, nar oyukları, yıldız böcekleri
Gövdemde sonsuzluğun dilsiz ayini
Tanrı kirpiklerinden yürüyordu canıma.
Ey bunalmış zaman. Çiçeksiz kapı.
Ey iğde kokulu ana rahmi
Sen açtın can evimi sen kapadın
Kalbimde kaderinin mührü
Ağzım gökyüzü
Gittim ve geldim, söyledim ve sustum
Dünya bir gölgelikmiş*
Doğan ve batan günden öğrendim...
Sevgilim
Önce ölümden sonra senden doğdum ben.
Gerçek zamanla yüreğin zamanı nasıl karışıyor böyle... Usul
bir gülümsemeyle yürüyorum. Kırmızı bir bulut yüzün. Bir
çınar ağacının gölgesindeyim. Yapraklar değil saçların
dökülüyor üstüme. Mavilikte bir görkem. Şarkılar dinliyorum.
Parmakların, sesinden önce akıyor içime. 'Uçan kuşlar sarhoş
olur' bir daha inanıyorum. Saka kuşlan bayram yerine
çeviriyor alacakaranlığı. Öyle zamanlar bağışladın ki, ölüm
de ayrılık da yitirdi hükmünü. Günaydın büyük güzellik. Acı
sonsuzluk merhaba...