"Yaratıcının sana nasıl yardım edeceğini sen belirleyemezsin değil mi Kırmızı? O'na sana nasıl yardım etmesi gerektiğini söyleme cüretini gösterip, senin istediğin şekilde davranmadı, merhametini senin uygun gördüğün şekilde göstermedi diye O'nu merhametsizlikle, seni sevmemekle, sana değer vermemekle suçluyorsun."
Belki de psikoterapi buydu; bir insanın başka bir insanın varoluşunu hiçbir şarta bağlamadan, önyargılardan azade şekilde onaylaması, sen varsın ve önemlisin demesiydi.
Aşkı besleyen sevilmek ve önemsenmek duygusudur. Bu anlamda aşk, bir başkasının dünyasında varolma çabasıdır. Kendi varoluşunun bir başka varoluş tarafından onaylanma ihtiyacıdır. "birbirinin hayatına tanıklık"
Dünyadaki öneminin ne olduğuna dair bir fikri yoktu Gri'nin. Gri yanlış sevilmişti çünkü. Sevgiden ziyade övgüye mazhar olmuştu. Gördüğü ilgi ve övgüler de şarta bağlıydı. "Bizi memnun ettiğin sürece"
Gri, annesi gibi karşılıksız sevecek, onu şımartacak, her daim el üstünde tutacak, hiçbir şeyine hayır demeyecek, övgülere boğacak bir kız arzuluyordu. Karısı bunları yaparken o karşılık verme gereği bile duymayacak, zaten hakkı olanı alıyormuşçasına hiçbir minnet duymayacaktı.