Yaşamak için toprağımız olmayabilir, ama ölmek için toprak bunu nasıl olsa, Boiocatus’un Romalılara dediği gibi: Dünyadan ne diye yakınırsın? Bağladığı yok ki seni. Dertler içinde yaşıyorsan, bu korkaklığın yüzündendir senin; istediğin zaman ölmek elinde.
İnanç olduğumuzu bastırılan bir damla gibidir; ruh ne kadar yumuşak olur, ne kadar az karşı koyarsa ona bir şey mühürlemek o kadar kolay olur. Hele ruh bomboş ve tarafsız olursa, ilk inandırmanın ağırlığı altına daha da kolaylıkla eğiliverir. Onun için, çocuklar, bilgisizler, kadınlar ve hastalar kulaktan doldurulup yürütülmeye daha elverişlidirler.
İşte ona (öğrenciye) bunları söyleyeceğiz. Çünkü insanın zihnine dolduracağımız ilk sözler onun ahlakını ve ruhunu yoracak, ona kendini tanımasını, iyi yaşamasını ve iyi olmasını öğretecek olan sözler olmalıdır.
Kendimiz sandığımızdan çok daha zenginiz; ama bizi ordan burdan alarak, dilenerek yaşamaya alıştırmışlar: Kendimizden çok başkalarından faydalanmaya zorlamışlar bizi.