Apartman girişinde yazan "Çıkarken Işıkları Söndürün" uyarısını bu kadar ciddiye aldığını bilmiyordum. Hayatımdan çıkarken bütün ışıklarımı söndürdün, üstüme xxl bir kadife karanlık örttün. Ayaklarıma dolandın, kollarımı bağladın. Terk edilmiş evlerin koltukları gibi sarındım yokluğuna.
Aklını dolduran tek şey nasibinin seni bir gün mutlaka bulduğuydu. Her şey insana yazılıyor diye düşündü ama bazen ulaşmıyor, bilmediğimiz nedenlerle dolaşıp duruyor. Hayatın içinde bazen yanından geçiyor. İnsan yazgısının bazen elinden tutuyor. Ama bunun kaderi olduğunu anlamıyor. Tam yakalayacak gibi oluyor ama o çok gidip uzaklaşıyor. Sonra bir gün hiç hesapta yokken, hiç beklemezken başka alemlerdeki seyrini tamamlıyor. Senin olan şey çıkıp geliyor ve seni buluyor. Ömer'in saati gibi...