Halklarımızın itaatkar olmaları için artık demir zincirlere ihtiyaç yoktur. Bir halkın eğitimli olan insanlarının vicdan ve iradesini paralize eden bu yabancı aydınlatmanın ipekli ipleri aynı güce sahiptir..
İslam dünyasının söz ve amel arasında iki arada bir derede bulunmasının bütün hakikati; fuhşu ile pisliği, adaletsizligi ve pısırıklığı; ihtişamlı fakat içi bos camileriyle; ülküsüz ve cesaretsiz büyük beyaz sariklaryla; riyakarlıkla dolu islami gösterişiyle ve dini duruşuyla; bu dinle fakat dinsiz. Kur'an-ı Kerim'in içinde bulundugu bu temel karşıtlığın sadece zahiri görünümüdür
İslam tarihi çoğunlukla sadece islam'in geliştirici (ilerici) özelliğinin gerçek hayatta gerçeklestirilmesi degildir. O aynı zamanda bu düşüncenin anlaşılmamasının, ihmalin,aldatılmasının ve kötüye kullanılmasının tarihidir de. Bu bakımdan her Müslüman halkin tarihi, parlak başarılarının dizini oldugu kadar ayni zamanda esef verici batıl düşünce ve yenilgilerin tarihidir. Bütün bizim siyasi ve ahlaki başarı ve başarısızlıklarımız gerçekte sadece bizim Islam'ı kabulümüz ve onu hayata geçirmemizin yansimasidir.