Zaten hayal dünyası öyle kolay öyle doğal yaratılıyor ki bunların hayal olduğuna inanılmıyor bile. O dünyada insana her şey düzme bir seraptan, aldatıcı bir hayalden ibaret gibi değil gerçeğin ta kendisi olarak görünüyor.
Hayalcinin tam bir tanımını yapmak gerekirse; insandan çok ara kademede bir yaratık demek yerinde olur. Oturmak için çoğu zaman cehennemin bucağındaki yerleri seçer. Gündüz ışığından kaçmak istiyormuş gibi oralara sığınır. Bir köşeye yerleşince de sümüklüböceğin duvara yapışması gibi ayrılmak bilmez. Daha doğrusu bu bakımdan hep evciğiyle birlikte yaşayan kaplumbağaya benzer.