kendini bir bütünde, kendi bütününde bir türlü göremiyor, bulamıyor, sorduğu sorulması beklenenin uzağına, attığı kendi ayağının dibine düşüyordur.Hyataın bedelinden beli şimdiden bükülüyordu.
anlayıp ne yapacaksın, ha, bir devan mı var, anladığın gördüğün insanoğlundaki hemen her şey maraz, kalp yarası ve hastalıktır. Üstelik insan denen şey anlayanı niye arar biliyor musun, suç ortaklığı için, ya da onun da kendinden olup olmadığını anlamak için.En yaramaz adamı, sapığı bir anla bakalım ne yapıyor, anlayan kenara geçemez artık.Anladığını anlayan tasdik ettiğini, tamam dediğini düşünüp seni kendinden sayar arkana da geçiverir.
sonbahar gelmiş içinde ömründen sonsuz bir temmuz ağustos kalmıştı.Kuru bir sıcak, dağ yamaçları, ziyarete gittikleri değişik köyler, bir keresinde trenle gidip altı gün kaldıkları Kars onu katman katman çiçeklendirmiş, bir yandan hayatına değil, hayatta olamaya da olmamaya da içinde müsavi bir meyil kalmıştı.