Acemilik öyle uzun süre ikâmet edilebilen bir semt değil... Hayat öğretir! Öyle veya böyle hayat öğretir insana. Ne diyordu Zeze kitabın sonunda?
"Hakikaten de sevgili Portuga, bana her şeyi çok erken anlattılar."
Bazen bilmemek, geç öğrenmek ve hatta hiç
ögrenmemek güzel değil mi?
O sonralarını bilmediğimiz anlar...
O sonuçlarını öngöremediğimiz hoş yanlışlıklar.
O naifliğin nezaketi...
O tazeliğin kendinden eminliği..
O toyluğun iyimserliği...
Anlatılana göre; kartala musallat olmaya cüret edebilen tek kuş kargadır.
Kartalı taklit eder, kartal olmak ister ancak kartalın niteliklerine sahip değildir. Bu da onda içten içe kartala zarar verme arzusu doğurur. Bu amaçla kartala yaklaşır, ona samimi davranır, belli bir noktaya kadar da yanında uçar. Yeterli yakınlığa ulaştığında ise kartalın sırtına tüner ve boynunu gagalamaya başlar. Şöyle bir kanadını savursa kargayı alaşağı edebilecek olmasına rağmen kartal hiçbir tepki vermez. Kargayı muhatap almaz
ve sadece kanatlarını açıp olabildiğince
yükseklere uçmaya devam eder. O kadar
yükselir ki o irtifada karganın nefes alması
zorlaşır ve nihayetinde de oksijensiz kalp
aşağı düşer.
Hikâye bu kadar.
"Kopmak zordur, bir bağı ortadan kaldırmak
acı vericidir. Fakat çok geçmeden yerine
yeni bir kanat çıkar." der Nietzsche.
Kopmaya niyeti olup uçmaya cesareti
olamayanlardansanız unutmayın sevgili
kartallar:"Açılmamış kanatların büyüklüğü
bilinmez."