Kuşkusuz, her aşk oluntusu bir anlamla donanmış olabilir:
doğar, gelişir ve ölür, bir nedenliliğe ya da bir amaçlılığa göre yorum-
lanması, hatta, gerekirse, töre dersi çıkarılması her zaman olanaklı
olan bir yol izler ("Delirmiştim, iyileştim", "Aşk bundan böyle sakı-
nılması gereken bir tuzaktır", vb.): aşk öyküsü budur işte, büyük, an-
latısal Öteki'nin, her türlü aşın gücü hor gören ve öznenin benliğinden
düzensiz ve sonsuz biçimde geçen büyük imgesel selini, kurtulunması
gereken acılı, hastalıklı bir bunalıma ("Doğar, yükselir, acı çektirir,
geçer”, tam bir Hipokrat hastalığı gibi) indirgemesini isteyen kamuo-
yunun tutsağı olan aşk öyküsü: aşk öyküsü ("serüven") aşığın dün-
yayla uzlaşabilmek için ona ödemesi gereken bedeldir.
Korkunun sevgiyi, aşkı tanımamız, tatmamız önünde nasıl
durduğunu kavramak zorlu bir görevdir. Sevginin doğrularına
inanmanın, hayatımızda bunları kılavuz bellemenin daha büyük
bir ihaneti getireceği korkusuyla, kalplerimizin susuzluğunu
çektiği sevgiden geri dururuz. Sevmek, ihanete uğranmayacağı
anlamına gelmez. Sevmek kalbimizdeki ışığı yitirmeden ihanetle yüzleşmemize yardım eder ve yeniden sevebilelim diye ruhumuza tazelik aşılar.
Nasıl seveceğimizi içgüdüsel olarak bildiğimiz varsayılır. Aksi yöndeki sayısız kanıta rağmen, aileyi hala aşkın, sevginin ilkokulu kabul ederiz. Nasıl seveceğini aile hayatında öğrenmemiş olanlarımızdan sevgiyi romantik ilişkilerinde deneyimlemeleri beklenir. Ne var ki bu sevgi sıklıkla elimizden kayıp gider.
Nihayetinde koca bir ömrü kök ailemizde ve devamında ne yapmamız, nasıl yaşamamız gerektiğini hiç bilmediğimiz ilişkilerde gördüğümüz ilgisizliğin, zalimliğin ve sevgisizliğin her halinin ruhumuzda açtığı yaraları onmaya çalışmakla tüketiriz.
Bir yetişkin olarak anılarını yazan Shelby, gördüğü fiziksel istismarın çocuk ruhu üzerindeki etkisinden şu şekilde söz eder: "Attığı dayakların ağrısı arttıkça, acıyı kalbimde hissederdim. Canımı en çok acıtan şeyin beni döven bu adama karşı duyduğun sevgi hissi olduğunu fark ettim. Sevgimin üzerini kapkara bir nefretle örttüm."