Rabia

Tam bir saydamlık ânı olmadığı ve bu yüzden de gerçekliği perdeleyen, onunla daha rahat yaşamamıza yarayan bir şey olduğu için, soğuk bir kış günü altı harıl harıl yanan bir çaydanlığın pencere camlarında biriktirdiği buğuya benzetelim bu hüznü. Buğulu camlar bende hüzün uyandırdığı için de bu örneği seçtim. O camlara bakmayı, sonra yerimden kalkıp parmağımla cama bir şeyler yazıp çizmeyi hâlâ çok severim. Hüzünden söz etmenin de böyle bir yanı var çünkü. Parmağımla buğulu camın üzerine yaza çize hem içimdeki hüznü dağıtır, eğlenirim, hem de bütün bu çiziştirmeler, yazmalar sonunda camı temizleyip dışarıdaki manzarayı görebilirim. Ama manzara da insana hüzünlü gelir sonunda. Bütün şehrin kaderi gibi gözüken bu duyguyu biraz anlamamız lazım.
Sayfa 177·Kitabı okudu
Reklam
Ev, benim için odaların, eşyaların güzelliğinden çok, kafamdaki dünyanın bir merkezi olduğu için önemlidir.
Sayfa 177·Kitabı okudu
İstanbul'un, karanlık sokakların güzelliğinden ya da şiirinden ne zaman söz etmeye başlasam, içimden bir ses, benden önceki kuşakların yazarları gibi yaşadığım hayatın eksikliğini kendimden gizlemek için, yaşadığım şehrin güzelliklerini abartmamam gerektiğini bana söyler.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Utanç toplumsal hor görme duygusunun içselleştirilmesinin bir sonucudur. Zenginin kibri, yaralayıcı küstahlığı, belli belirsiz tiksinen sırıtışı eninde sonunda o küçük iç sesi tetikler: "Doğru, ben bir hiçim, bana saygısızlık etmeleri de normal." Başkasını hor görme kendini hor görmeye dönüşür. Çocuklarının önünde, aşağılanmış bir sınıfa ait olmaktan, patronun hakaretlerine katlanmak zorunda olmaktan utanmak. Üstelik bilgece özdeyişler burada pek yardımcı olmaz: Bunlar sadece özgür bir seçimle belirlenmiş kararlı bir sadelikten söz eder; oysa yoksulluk çoğunlukla maruz kalınan bir durumdur, hâkim toplumsal söylemlerse fahiş geliri başarının göstergesi, özgürlüğün ve neşenin anahtarı olarak ortaya koyar. Ilk yazgının sınırına da burada geliyoruz zaten: Utancın sakin bir kabullenme içinde eridiği teslimiyet aşaması - "Beni hor görüyor, aşağılıyor, ama ne yapmamı beklersiniz ki, bu işler böyledir, değiştirebileceğimiz bir şey yok" ". Son olarak, Hugo'nun "Uyuyanlara" şirindeki o büyük çığlığının sarsmakta zorlandığı tatlı uyuşukluk hali: "Uyanın, yeter bu utanç!"
Sayfa 38·Kitabı okudu
Şahsen ben kendisinde hafif mahcubiyet, biraz rahatsızlık, çekingenlik filan gördüğüm kişiye bağlanırım hemen bu özgüven eksikliğinde sağlam bir dostluk kuracak bir şeyler bulmuşum gibi.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Reklam