Bu kitap, bir yokluğun hatıra defteri.
Kanı yavaşça içimize sızan boşluklara, dudaklarımızdan düşen yarım cümlelere, ve hiç doğmamış isimlerin küskün eksikliklerine adandı.
Kimseye teselli borcu yok bu satırların.
Bir avuntu vaat etmiyor, bir mucize de... Sadece, kendi yankısını dinlemeyi göze alan ruhlara açılmış küçük bir masa; üstünde biraz sessizlik, biraz gece ve belki kırık bir bardak kadar huzur.
Burada dinlenmek serbest; burada yaralarınızla oturabilirsiniz.
Çünkü bazen en büyük iyileşme, acıya dokunmadan onunla aynı sandalyeye oturmaktır.
— Artık yalnız okuyucu değil, tanıksın.
Kendi içinin labirentine, küflü kelimelerle yazılmış sessizliğin en derin odasına
götürüyorum seni. Burada kelimeler dua gibi başlamaz, yara gibi sızar.
Mem'in isimsiz yankısı hâlâ duvarlarda.
Şimdi giriyoruz... Mem AryanOda Yüz On Üç
hikâyenin sonu hep acı biter.
kimi zaman bir mezar taşında
kimi zaman bir eski fotoğrafta
kimi zaman
hiç açılmayan bir mesaj kutusunda.
ama hep biter.
ve acı
asla sahneyi terk etmez...