Zin, umudun pazarda kilosu on bir doksan dokuzdu.
Aldık, çürük çıktı.
Geçmiş dediğimiz şey
sadece telefonda fazla yer kaplıyor.
Siliyoruz
ferahlıyoruz.
İşte bu kadar kolay unutmak artık...
Çocukluğumun bahçesiydin sen
toprağını eşeledikçe
yeniden bir sır bulduğum...
Taşın altından çıkan karınca ile
uçurtmayı tutan rüzgâr arasında
bir yer...
Oradaydık.
Kimin düşüncesi keskin
kimin yıkımı daha derin?
Bir sanatçının dağılmış tabloları mı yalnız kalan bir ruhun çığlığı mı?
Kime sorsan, başka bir yanıt
kime baksan, başka bir uçurum.