Uzatmayayım, kırılmamış tek hayalimsin. Hey! Epey dayanıklısın ha? Benim gibi bir beceriksiz sakarin elinde bile bir su damlası kadar çeviksin. Düşünüyorum da seninle birlikte yok olmak ne mübarek bir iş olurdu. Hiç kimse bile olamazdık. Bir çift yokluk olurduk. Başlarıyla birbirlerinin karnına sokulmuş iki waw harfi gibi birbirimize kapanıp dururduk, ölürdük. Hayat bunun için pek müsait bir gezegen değil. Herkes en azından şimdilik tek başına kaybolabiliyor. Buna da şükür.
"Gerçek hikâye... Gerçek hikâye basit." Madam Lilla gozlerini kapadı ve şiirli bir dua okur gibi hafif hafif sallanmaya başladı. "Günün birinde bir erkek kalbinin çölünde bir serap gördüm. Serap yağmur duasına dönüştü zamanla, dua deryaya. Böylece doldurdum kumu balıklarla. Seraptan da duadan da yorulduğum zamanlarda adam döndü bir deniz -mezarlığa. Balıklar çırpınmadan bir anda öldü. Ve gördüm ki ben, yine aynı adamda yeniden icat edebiliyorum suyu, yeniden serap, yeniden derya ve yine dolduruyorum balıklarla bir adamın çölünü. Bütün aşklar budur. Aşk, kadınlar yorulunca biter. Kadınlar bir adamı değil, bir mezarlığı terk eder. Ne ki ben bütün kadınlar gibi değilim. Ben çok küçükten beri sadece kendi ayakkabılarımın üzerindeydim.
Pekâla, insanlar sandığımızdan daha aptal olmalarina rağmen dünyayı her nasılsa bizim anlamakta zorluk çekeceğimiz kadar karmaşık bir yer haline getirme yi başarıyorlar. Bu kadar geri zekalı dmalarına rağmen,birbirlerine bu karmaşık tuzakları nasıl kuruyorlar, anlamış değilim. Fakat endişelenecek bir şey yok. Senin işlerin tıkırında. Sen ve senin gibiler bizi zenginleştirmek için geldiniz. Biz ne kadar inat etsek nafile!