Tabiat denen ana kucağı onlara muhakkak bir nimet sunar, açlıktan ölüp gitmelerine izin vermezmiş. Sağda solda çürümeye yüz tutmuş bir kemik parçası, uçsuz bucaksız ovalarda ölüp buğday tarlaları arasında sere serpe yatan bir hayvan leşi, günah diye yerden duayla alınmış, üç kere öpülüp alna götürüldükten sonra taş üstüne konulmuş kuru bir ekmek parçası, bir kedinin önünden kapıverdikleri bir balık kılçığı veyahut çöplerin ağır kokusunda eriyip giden meyve parçalarını midelerine indirip ayakta kalmayı başarırlarmış muhakkak.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Toprağın altında kemik değil, çok uzun zaman önce aceleyle saklanmış bir ekmek parçası değil, yıllar önce toprağa karışmış bir canlının çürümüş bedeni de değil, her tarafından dökülen, adeta kırk yamayla birbirine dikilen bir hikâye yatıyormuş.