Haw yazarın ikinci romanı ve benim de ondan okuduğum ilk eser. Şiirleriyle ilgimi çekmişti; ama tanışmak için belki de en yanlış kitabı seçmişim. En başta söyleyeyim: romanda zaman zaman
Haw benim yazarla tanışma kitabım oldu. Bir mayın tarama köpeğinin gözünden anlatılan doğudaki çatışmalar kitabın konusu diyebiliriz aslında. Her ne kadar yazarın üslubunu, dilini sevmiş olsam da yazarın kimliğinden gelen tarafsız olamama durumu ve hatta yer yer kendini gösteren yandaşlık, taraf tutma meselesi yüzünden benim için zaman zaman rahatsız edici bir okuma oldu. Hikayesini sevsem de meselesini anlatış biçiminden hoşlanmadım. Bence yazara giriş için iyi bir kitap seçimi olmadı benim açımdan. Belki de Aşıklar Bayramı ile başlayabilirdim, bilmiyorum. Ama iyi bir tanışma kitabı diyemem. Bununla birlikte elimdeki diğer kitaplarına da şans vereceğim.
Bu yıl hepsini okumaya niyet ettiğim ve bugün sonuncusunu okuduğum Haw romanıyla Kemal Varol külliyatını tamamlamış oldum. Bazı okuyucuların olumsuz yorumları nedeniyle Haw kitabına karşı ön yargılı olmamak için en sona bırakmıştım. Hem iyi hem kötü yapmışım. Yazar Arkanya topraklarında yaşadığı halde bu iç çatışmayı taraf tutmadan bir köpeğin gözünden anlatışı ile kalbime taht kurdu, geç okuduğum için kötü yapmışım dedim kendime. Yine muhteşem kurgu, iç içe geçmiş hikâyeler, akıcı dil, sakin anlatım, sonu derya deniz bir romandı. Varol'sun Kemal. HawKemal Varol
Kemal Varol çok severek okuduğum bir yazardı taaa ki bu kitaba kadar . Böylesine saçma bi kurgu yetmezmiş gibi sonu da çok bilindik . Yarım kalmaması adına bitirdim ama hiç beğenmedim
Kemal Varol'un daha önce bir kaç şiirine denk gelmiş sevmiş idim... Haw ilk okuduğum romanı ve haliyle kitabı.
Daha da okumam zaten... Ama okuyabilirim de bilmiyorum.
Kitap benim beklentimin tam
2014 Cevdet Kudret Roman Ödülü ve 2021 Fransa - Türkiye Edebiyat Ödülü’nün sahibi Kemal Varol'un ikinci romanı Haw benim de yazardan okuduğum yedinci kitap olarak kitapliğımdaki yerini aldı.
Haw Türkiye'nin her anlamda karışık olduğu 1990'larda geçen bir roman. Kemal Varol'un en politik romanı demek de yanlış olmaz aslında. Bir tarafta bir köpeğin anlatımıyla okuduğumuz faili meçhuller, infazlar ve savaş diğer tarafta romanın köpek kahramanının, Mikasa'nın Melsa'ya olan aşkının hikâyesi var. Tüm çirkinliğiyle devam eden savaşın ortasında belki de tek temiz kalan da bu aşk.
Haw Türkiye'nin karanlık günlerini, 90'ları anlatan çok güzel bir roman.Hikayenin bir insan karakter gözünden değil de bir hayvan karakter gözünden anlatılıyor olmasını ve yazarın bunu yapmasının amacını ben hem çok sevdim hem de çok başarılı buldum. Zaten Kemal Varol deyince bizde akan sular durur
"Savaşın en kötüsü belleklerde devam edenidir." diyor Kemal Varol. Şu belleklerimizi temizlesek dünya daha yaşanabilir bir yer olur mu acaba? Ne dersiniz belki olur...
Hav'da bizim Haw'da..
Keyifle okunsun...
Kemal Varol'dan okuduğum beşinci kitabım oldu. Her biri ayrı güzeldi. Sırada öykü kitabı "Sahiden Hikâye" eseri var.
Haw eseri 2014 Cevdet Kudret roman ödülü ve 2021 Fransa Türkiye
Her şeyden önce kitap bir köpeğin ağzından anlatılmış, ve bu başta kafanızda acabalara yol açabilecekken ilerledikçe ön yargılarınızı atıyorsunuz. Basit bir masal havasında bir kurgu değil, hatta aksine ikinci sayfasında ''Gerçek hayattan esinlenerek yazılmıştır'' cümlesi olan kitaplardan çok daha gerçek. İster hayvan sevgisi olan biri olun, ister hayvanlardan nefret edin, bu kitabı okuduktan sonra sokakta bir köpeğin yanından geçerken onu kendinize çoğu iki ayaklıdan daha yakın hissedecek, kim bilir onun hikayesi nedir diye düşünmeden edemeyeceksiniz. Yazar kitapta aşk da dahil bütün insancıl hisleri Mikasa adlı manidar isme sahip dostumuza yükleyip onun ağzından bize kirli dünyamızı anlatmış. Hem gülümsetti, hem üzdü. Okuyun derim, insanları yeterince dinledik, Mikasa'ya da bir şans vermeli...
Çocukluğumuzun La Fontaine veya Ezop masallarını hatırlatan bir eser Haw . Bir hayvanın gözünden, insanlığı anlatıyor.
Bir iç savaşın, bir kaosun, bir kardeş kavgasının, masum canların hayatları üzerindeki etkilerini hiç düşündünüz mü?
Mesela ikinci dünya savaşında milyonlarca at katledildi.
Mesela Hiroşima faciasında binlerce kanatlı hayvan da telef oldu.
Mesela doymak bilmez aç gözlülüğümüz, okyanusları kirletirken, aklımızın alamayacağı kadar su canlısının yaşam alanlarını yok ettik.
Mesela tarihteki tüm savaşlarda yiyecek bulamayan sokak hayvanları açlıktan öldüler.
Mesela bir komşu, çok havlıyor diye yan komşunun köpeğini silahla öldürebiliyor?
Sadece savaş da değil; hayvanları sevdiğimizi söylüyoruz; timsah derisi eldivenlere, vatoz derisi cüzdanlara, yılan derisi kemerlere gözümüz düşüyor.
Hayvanları sevdiğimizi söylüyoruz; hayvanat bahçelerine, sirklere gitmeye devam ediyoruz.
Hayvanları sevdiğimizi söylüyoruz; düğünlerimizde havai fişekler patlatmaya, hayvan kullanmaya bayılıyoruz.
Hayvanları sevdiğimizi söylüyoruz; hayvanlara türlü işkenceler edilerek üretilmiş kozmetik ürünleri gönül rahatlığıyla kullanabiliyoruz.
Hayvanları sevmiyoruz. Kullanıyoruz. Çünkü üstün ırkız(!), çünkü bu dünyayı yalnızca biz hak ediyoruz(!).
Kemal Varol ‘un bu sevgimiz(!) konusunda söyleyecekleri var.
Daha doğrusu Mikasa’nın havlayacakları.
İyi okumalar dilerim.
Türk edebiyatında okunabilecek özgün kurgulardan bir kitap olma özelliğine sahip. Olayları yaşanırken eşyanın, bitkinin, hayvanların, organların gözünden içsesleri ile anlatılan kitapların arasında köpeğin zihniyle anlatılarak güzel güçlü bir anlam katmış. Kitaba çekicilik katan başka detaylardan biri de elbette dil ve akıcılığı.
Yer zaman karakterler tamamen hayalgücü olarak seçilmiş ama ülkenin bazı dönemlerine ait kesitler,olaylar ele alınmış. Bunu çok detaylandırmadan başka yaşamların içinde bir parça olarak aktarıyor. Duygusal yoğunluklar abartısız ve yerinde olduğu kadar anlatım okuyucuyu boğmadan karakter üzerinden sosyal mesajlar verici içerikte. Tabi ki hayvanların özellikle köpeklerin yaşam içerisinde edindikleri yer iç dünyaları ve tanınmaları anlaşılmaları gerektiğine dair gerçeklik ile kitabın her sayfasında karşılaşıyorsunuz. İz bırakan kitap niteliğinde diyebilirim. Keyifli okumalar.
1977 yılında doğdu. Edebiyata şiirle başladı. Yas Yüzükleri (2001), Kin Divanı (2005), Temmuzun On Sekizi (2007) adlı şiir kitapları Bakiye adıyla toplu şiirler olarak kitaplaştı. Jar (2011), Haw (2014), Ucunda Ölüm Var (2016), Âşıklar Bayramı (2019) adlı dört romanı ve Sahiden Hikâye (2017) adlı bir hikâye kitabı yayımlandı. ABD ve Fransa’da da yayımlanan Haw romanıyla Cevdet Kudret 2014 Roman Ödülü ile Pen Amerika 2017 Çeviri Ödülü’ne, Sahiden Hikâye adlı ilk hikâye kitabıyla 2018 Sait Faik Hikâye Armağanı’na değer görüldü. Âşıklar Bayramı romanı, Dünya Kitap tarafından 2019 Yılın Telif Kitabı seçildi.