·
Okunma
·
Beğeni
·
2.574
Gösterim
Adı:
Haw
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
230
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750514197
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Belaydık. Bitirimdik. Tuttuğumuzu koparırdık. Bazen ödlek kedilerin peşine düşerdik. Nefes nefese kaçacak bir delik ararlardı. Bazen de sokak sokak gezer, "Ne geçiyon la burdan," diye korkuturduk yabancıları. Betleri benizleri atardı. Onların deyişiyle, itin götüne girmiş gibi olurlardı. Sonuçta insanlarla aramızdaki mesafe açılır ve kimse bir şey vermezdi bize.

Onun adı Mikasa. Melsa'nın âşığı, uzun ince gövdesi, siyah benekleri var, güzel de bir burnu. Makam Dağı'nın, Papaz Gölü'nün adını biliyor. Güneylilerle Kuzeyliler savaşıyorlar, onu da duyuyor. Zamanı söyleyen hikâyeler, kaderi temize çeken melekler, ölmüşlere dualar ve sokakların tarihi...Hiçbiri, Heves Amca'nın Muhterem Nur'u sevdiği gibi Melsa'yı seven Mikasa'yı anlatmıyor. Dağlar gibi hatıralar...Alevli Kalpler Çetesi, Kıtmir Hazretleri, Çavuş Kabba, Burhan Çaçan'ın türküsü, Jandarma Köpek Eğitim Merkezi...Latif Dede, Köpek Cengiz, güzel bir biftek...Teneke çatılar, safralar, tevatürler, mayınlı yollar...Uluyan köpekler ve Adıgüzel, kalplere iyi gelen...Kemal Varol, zamanı aşan bir roman, hüzünlü bir edebiyat bileti sunuyor bize...Haw, sadece yeni değil sıcak ve güzel...
(Tanıtım Bülteninden)
230 syf.
·5 günde·4/10
Kemal Varol'un daha önce bir kaç şiirine denk gelmiş sevmiş idim... Haw ilk okuduğum romanı ve haliyle kitabı.
Daha da okumam zaten... Ama okuyabilirim de bilmiyorum.
Kitap benim beklentimin tam tersi istikametteydi. Açık konuşmak gerekirse bir köpeğin gözünden fabl türü okuyacağımı sanmıştım. Hayvanlar çerçevesinde kurulan hikaye ve romanları çok severim. Kitapta sevdiğim özelliklerden bahsetmek istiyorum. Okurken sıkılmadım, hikaye beni içine çekti. Kitap içindeki imgelemeler mükemmeldi Ordaymış gibi hissttirdi. Anlatım- dil, üslupta çok güzeldi. Öykü de farklı ve kendine özgüydü.
Özellikle köpeklerin gündelik yaşamda karşılaştığı zorluklar, aç susuz kalmaları ve barınak koşullarının eleştirildiği sayfalara bayıldım. Hatta ilk 20 sayfaya kadar okuduğumda, en favori kitaplarımdan biri olacağını düşünmüş, 10 puan vermeyi bile düşünmüştüm.

Buraya kadar sorun yok hatta mükemmel.
Devlet her türlü eleştirilebilir, askeri politikalar eleştirilir, insanlar rahatlıkla düşüncelerini haykırabilir. Haykırmalıdır da...
Kitabı okuduktan sonra ufak bir araştırma yaptım hakkında. Türk-Kürt sorununu ele alıyormuş efendim, ardından suya sabuna dokunmadan objektif bir şekilde bu sorunları ele almış mış yazar.
Türk- Kürt sorunu yok terör sorunu var... Bu terör de Kürt sorunu diye kürtlerin üzerine yıkılamaz. ! Ayrıca terör örgütleriyle savaşılmaz, mücadele edilir!...
Devletin tüm kurumlarıyla seri katil, gözü dönmüş canavar, kan emici olarak lanse edildiği,...
Ana karakter Mikasa'nınki (kendisi köpek) terör örgütü bayrağı önünde saygı duruşunda bulunduğu ve hislendiği...
bayraklarda resmi olan gülen, post bıyıklı güneyli başkanın (anladığınız kişi) kaçmasına yardım eden melsanın kahraman ilan edildiği...
Askerlerin avam, ahmak, pinekleyen,esrarkeş, korkak, sapık, hantal, gözü dönmüş canavar olarak betimlendiği...
Çok tarafsız ve ''objektif'' bir kitap valla.
Tüm askerler nedense ha bire bu zavallı köpeciğin yüzüne tüküüyor, dövüyor, sövüyor, esrara alıştırıyor.
Mikasa sevdiği dişi köpek melsa ya kavuşacakken, üst rütbeli bir asker olan turkuaz. ( Acaba neden adı turkuaz) tarafından bunlar ayrıyor. Mikasa köpek eğitim merkezine götürülüyor.. Eziyet görüyor, itiliyor kakılıyor. Aradan vakit geçince, işte turkuaz (insan bu) Mikasaya, Melsa ya tecavüz ettiğini falan söylüyor. Gülüyor, filan. Mikasanın gözünün önüne Melsa'nın ağlayan hali geliyo ben onun oldum falan diye iğrenç iğrenç bi kurgu. ( melsa dişi bir köpek- turkuaz asker). Okumaya bile tahammül edemediğim insan -hayvan-zoofili vakası. Ve bunu yapan asker.
Tuzakladıkları mayını patlatmaya kıyamayan, barış güvercini gerillalar.

Aklı fikri, çarşı iznine gidip, gördüğü ilk geneleve girmek olan, pinekleyen askerler.
İtibarsızlaştırmalar...

Ha bire 3 renge vurgu, o renkli fularlar görünce içlenmeler filan.
Ve sözde bunların hepsi kurgu yersen...

tatlış, insancıl, hayvan hakları, insan hakları ve binimum toplumsal sorunlara duyarlı güneyli, gerillalar...
Gözü çıkacası, kan emici canavar kuzeyliler....
Ve bunların hepsi kurgu... Yersen...

Aba altından Atatürk'e laf sokmalar...

Şehit olan askerin '' al renkli bayrağa'' sarılı naaşına fesatlanmalar, gerillaların cesedi kurda kuşa yem oluyor diye ağlanmalar...
Tam da bir neyi istersen onu anlarsın, ben onu öyle demedim aslında böyle dedim diye çarpıtılacak cümleler var. .



Dediğim gibi hükümete, devlete, askere hatta yeri geldiğinde öğretmenine, annene babana başkaldırabilirsin, eleştirirsin de Her şeyin bir adabı ve haddi var. Sanat yapıyoruz biz burda diye itibarsızlaştırma çalışmaları yapılmış ve yersen bunların hepsi kurgu.... Hep kurgu, hep sanat...
Dilinde Allahu ekber nidası, ellerinde silahlarla zavallı, evine ekmek götürmek için uğraşan insanları kurşunlayan sarkık bıyıklılar.
Beyaz toros ...
Zevk için, masum insanları sokakta yakalayan, çukurlara doldurup yakan özel kuvvetler.
Kendi kendini vuran, askerlerin intikamını zavallı gerillalardan alan diğer beceriksiz askerler.
özellikle kitabın sonunda özgürlüğün dağlarda olduğuna dair bir his beliriveriyor insanın içinde.
Hayal kırıklığımı anlatamam....

Kitap sayesinde '' Bağrı açılmamış küfürler'' de öğrenmiş oldum. Çok güzel ve özgün küfürler vardı ve bunların hepsi kurgu, hepsi sanat....
230 syf.
·Puan vermedi
Her şeyden önce kitap bir köpeğin ağzından anlatılmış, ve bu başta kafanızda acabalara yol açabilecekken ilerledikçe ön yargılarınızı atıyorsunuz. Basit bir masal havasında bir kurgu değil, hatta aksine ikinci sayfasında ''Gerçek hayattan esinlenerek yazılmıştır'' cümlesi olan kitaplardan çok daha gerçek. İster hayvan sevgisi olan biri olun, ister hayvanlardan nefret edin, bu kitabı okuduktan sonra sokakta bir köpeğin yanından geçerken onu kendinize çoğu iki ayaklıdan daha yakın hissedecek, kim bilir onun hikayesi nedir diye düşünmeden edemeyeceksiniz. Yazar kitapta aşk da dahil bütün insancıl hisleri Mikasa adlı manidar isme sahip dostumuza yükleyip onun ağzından bize kirli dünyamızı anlatmış. Hem gülümsetti, hem üzdü. Okuyun derim, insanları yeterince dinledik, Mikasa'ya da bir şans vermeli...
230 syf.
“Dedem, kesik ayaklarına bakmış kederle. Başını iki yana sallamış, “Hiçbir savaş tam olarak bitmez," demiş.

“Kim bilir, belki de biter!”

Kitap bir köpeğin ağzından yazılmış. Üzerinde durduğu olaylar ise doğuda yaşanan olaylar.
Anlatım dili çok akıcıydı ve vurucuydu, lakin hikayesi öyle okunup geçilecek bir hikaye değildi.
Aslında kitabı merakla okumama rağmen bazı bölümler için olumsuz anlamda yorumlarım
da olmadı değil.
Her ne kadar hikayesi kurgu da olsa , yazarın olaylara yaklaşım tarzı ve kullandığı kelimeleri biraz rahatsız edici oldu benim için...
230 syf.
·Puan vermedi
Kemal Varol un okuduğum 2. Kitabı bu.

Tam bir Güneyli yaşantı kitabı olmuş.

Kimine yaşanılan yerin kader olduğu yerdir coğrafya. Kimine göre de gidilmeyen yerdir amaç ve hayal ebesi.


“Bir insan için en zoru onu kendi sözleriyle baş başa bırakmaktır belki de”


“ama çocukların babaları için kurmaya çalıştıkları bazı sözler hep kursakta kalırmış”
230 syf.
·Puan vermedi
#okudumbitti Benim Yorumum️
Kemal Varol'dan "Haw" kitabını okudum.
️Haw kitabı, savaşa, aşka, acıya dair söylenecek sözün bitmediğini gösteren son zamanlarda okuduğum en etkileyici roman.
️Köpeğin ağzından dönem ve devlet eleştirisi çok ince ve çaktırmadan yapılmış. Dönemin siyasi simgeleri mekan tasviri yapılırken serpiştirilmesi Kemal Varol'un ne kadar keskin bir zekaya sahip olduğunun göstergesi gibi.
️Bir köpeğin ağzından 90'lı yıllarda doğuda yaşananlar olabildiğince açık ifadelerle resmedilmiş.
Okurken sadece tarihi bir panaroma sunmakla kalmayıp ülkenin doğu batı, terör vs. gibi meselelerinde sorgulamanızı sağlıyor.
️Kemal Varol, bir çok yazarın bırakın yazmayı, konuşmaktan bile çekindiği ve korktuğu meseleyi romanlaştırarak okuyucuya aktarmış.
️Dönem koşulları objektif bir açıdan ele aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. çok hızlı okunan ve hızlı akan bir kitap. Kitapta çoğu yerde boğazı düğümleyen anlar var. Melsa'yı bekliyoruz bütün kitap. mikasa'nın hayata karşı direnişini Lafo dede'nin kulağımıza bir kaç anı fısıldamasını. Kitabın bir diğer güzel yanı ise müthiş bir arabesk dinletisi sağlıyor. Müslüm Gürses ve Burhan çaçan eklentileri gayet iyiydi.
Keyifli okumalar🤓
~~~~~~~~~~~~
"Onlar benim sessiz kullarımdır.
Mahşer günü hepsi dile gelecek."
"Zaten aşk istediğini istediğine benzetmekten başka bir şey değildi belki de."
“Elimi dostça omzuna koydum, meğer yarası tam da oradaymış.”
230 syf.
Bir köpeğin ağzından 90'lı yıllarda doğuda yaşananlar olabildiğince açık ifadelerle resmedilmiş.

Okurken sadece tarihi bir panaroma sunmakla kalmayıp ülkenin doğu batı, terör vs. gibi meselelerinde sorgulamanızı sağlıyor.
230 syf.
·4 günde·5/10
Bu kitabı tek bir kelime ile tarif etmem gerekseydi ''özgün'' derdim. Hikayesi, ana (aslında baba olan :)) karakteri ile içinizde bir yerleri sızlatıyor ve gelişen olayları farklı bir açıdan gösteriyor size. Her insanın içindeki hayvanın ve her hayvanın içinde bir yerlerde barındırdığı insaniyetin kısa bir anlatısı gibi kitap, her ne kadar roman kategorisinde olsa da. Güzel bir deneyimdi, farklı şeyler arayışında olanlar bir göz atabilir.
230 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Kitap bir köpeği anlatıyor. Ama bir bakıma da bizden birini hatırlatıyor. Kafka'nın örümceği gibi bir köpek zira bu. Doğuyor, annesinin sıcak kucağından kopup sokaklara düşüyor, çetelere karışıp ergenlik yapıyor, aşık oluyor, askere bile gidiyor. Onun yaşadığı şeyleri dinlerken bazen köpek olduğunu unutuyorsunuz. Hele ki köpek hikayenin bir yerinde sigara bile içiyorken işler daha fantastik hale geliyor. Bizi bize anlatmak için ilginç bir yol seçmiş yazar. Meraklısına öneririm.
230 syf.
·30 günde·2/10
“Aşıklar Bayramı” kitabını okuduktan sonra konunun ve anlatımın öylesine etkisinde kalmıştım ki Kemal Varol’un külliyatını bitirmeye karar vermiş, tüm kitaplarını satın alıp yazılış sırasına göre okumaya koyulmuştum. “Jar” da kendini göstermeye başlayan rahatsızlık bu kitapta satır aralarından çıkıp alenen hissettiriliyor. Bir hayvansever olarak kapak ve isimden etkilenip ayrıca daha önce anlatımı ile etkilemiş bir yazarın bu eserle beklentimi tavan yapmış olması ve kitabın kapanışı ile duyduğum hayal kırıklığını anlatacak söz bulamıyorum. O üç renkli bayrağın, pos bıyıklı liderin posterinin sevimli hale sokularak anlatılmasına, terörle mücadelenin savaş gibi gösterilmesine, Atatürk’e yapılan rahatsız edici göndermelere, tarafsızmış gibi yazılıp bariz taraf tutulmasına ve tüm bunların bir kurgu gibi yansıtılmasına üzüldüm. Sadece bunu söyleyebilirim. Melsa ile Mikasa’nın aşkı dışında tek hissim kızgınlık oldu bu kitabı okurken. Kemal Varol’un bu kitabı hakkında hayranlarının yorumlarını merakla aşağıya bekliyorum. #pinarinokuduklari
230 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Varol, diğer kitaplarında olduğu gibi hatıralarını,bir belleğin hikâyesini anlatıyor,yıllardır devam eden savaşı bir köpeğin gözünden aktarıyor ve tabi buna bir aşk hikâyeside ekleniyor, kitap bitince şunu sordum artık tanık olan köpekler de konuşmuyor,tanık olan diğer canlılarda yok ediliyor,sadece biriken ah'lar var, Kuzeyliler öldürülen hayvanlar için hukuk peşindeyken, Güneyde katledilen canlılar için ses çıkarmazlar çünkü kendileriyle yüzleşmek istemezler
230 syf.
Bir kitap.

Köpek ağzından, hayatın köpekliklerinin anlatılması bir nevi. Fakat çok kaçak... Sert değil. Net değil. Eğer bir şeyler yazılacaksa, böyle yazılmamalı.

Ben pek beğenmedim kitabı. Kaçak yazılmasının yanında konunun dışında çok fazla metin işlenmiş. Bu da sıkıcılığı artırmış. "Bitse de yenisine geçsem" diye ha gayret, bir gayret okudum. Bir daha okumam.
“O gözyaşları ne peki ?” diye sormuş Adıgüzel.
“Hatıralarım,”demiş dedem, “onlar benim hatıralarım.Çünkü ağlarken,gözyaşı değil,aslında hatıra döker herkes!”
Kemal Varol
Sayfa 116 - İletişim
"Asıl yenilgi unutmaktır, özellikle sizi neyin gebertigini unutmak,insanların ne derece hırt olduklarını hiç anlayamadan gebermek."
Kemal Varol
Sayfa 205

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Haw
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
230
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750514197
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Belaydık. Bitirimdik. Tuttuğumuzu koparırdık. Bazen ödlek kedilerin peşine düşerdik. Nefes nefese kaçacak bir delik ararlardı. Bazen de sokak sokak gezer, "Ne geçiyon la burdan," diye korkuturduk yabancıları. Betleri benizleri atardı. Onların deyişiyle, itin götüne girmiş gibi olurlardı. Sonuçta insanlarla aramızdaki mesafe açılır ve kimse bir şey vermezdi bize.

Onun adı Mikasa. Melsa'nın âşığı, uzun ince gövdesi, siyah benekleri var, güzel de bir burnu. Makam Dağı'nın, Papaz Gölü'nün adını biliyor. Güneylilerle Kuzeyliler savaşıyorlar, onu da duyuyor. Zamanı söyleyen hikâyeler, kaderi temize çeken melekler, ölmüşlere dualar ve sokakların tarihi...Hiçbiri, Heves Amca'nın Muhterem Nur'u sevdiği gibi Melsa'yı seven Mikasa'yı anlatmıyor. Dağlar gibi hatıralar...Alevli Kalpler Çetesi, Kıtmir Hazretleri, Çavuş Kabba, Burhan Çaçan'ın türküsü, Jandarma Köpek Eğitim Merkezi...Latif Dede, Köpek Cengiz, güzel bir biftek...Teneke çatılar, safralar, tevatürler, mayınlı yollar...Uluyan köpekler ve Adıgüzel, kalplere iyi gelen...Kemal Varol, zamanı aşan bir roman, hüzünlü bir edebiyat bileti sunuyor bize...Haw, sadece yeni değil sıcak ve güzel...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 296 okur

  • Zeynep Sarhan
  • Derya kaya
  • Serek Cihan
  • Helbest agır
  • Meltem ÖZKAN
  • Ezim BARUT
  • Murat Ekinci
  • G.
  • Gülistan
  • RAMAZAN ÖZKUL

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%16.2
25-34 Yaş
%40.5
35-44 Yaş
%37.8
45-54 Yaş
%2.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.2
Erkek
%58.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.4 (18)
9
%15.1 (14)
8
%28 (26)
7
%18.3 (17)
6
%8.6 (8)
5
%4.3 (4)
4
%1.1 (1)
3
%1.1 (1)
2
%2.2 (2)
1
%2.2 (2)