7,4/10  (18 Oy) · 
37 okunma  · 
11 beğeni  · 
1.139 gösterim
Belaydık. Bitirimdik. Tuttuğumuzu koparırdık. Bazen ödlek kedilerin peşine düşerdik. Nefes nefese kaçacak bir delik ararlardı. Bazen de sokak sokak gezer, "Ne geçiyon la burdan," diye korkuturduk yabancıları. Betleri benizleri atardı. Onların deyişiyle, itin götüne girmiş gibi olurlardı. Sonuçta insanlarla aramızdaki mesafe açılır ve kimse bir şey vermezdi bize.

Onun adı Mikasa. Melsa'nın âşığı, uzun ince gövdesi, siyah benekleri var, güzel de bir burnu. Makam Dağı'nın, Papaz Gölü'nün adını biliyor. Güneylilerle Kuzeyliler savaşıyorlar, onu da duyuyor. Zamanı söyleyen hikâyeler, kaderi temize çeken melekler, ölmüşlere dualar ve sokakların tarihi...Hiçbiri, Heves Amca'nın Muhterem Nur'u sevdiği gibi Melsa'yı seven Mikasa'yı anlatmıyor. Dağlar gibi hatıralar...Alevli Kalpler Çetesi, Kıtmir Hazretleri, Çavuş Kabba, Burhan Çaçan'ın türküsü, Jandarma Köpek Eğitim Merkezi...Latif Dede, Köpek Cengiz, güzel bir biftek...Teneke çatılar, safralar, tevatürler, mayınlı yollar...Uluyan köpekler ve Adıgüzel, kalplere iyi gelen...Kemal Varol, zamanı aşan bir roman, hüzünlü bir edebiyat bileti sunuyor bize...Haw, sadece yeni değil sıcak ve güzel...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    230
  • ISBN:
    9789750514197
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
silaes 
 21 Nis 19:38 · Kitabı okudu · 5 günde · 4/10 puan

Kemal Varol'un daha önce bir kaç şiirine denk gelmiş sevmiş idim... Haw ilk okuduğum romanı ve haliyle kitabı.
Daha da okumam zaten... Ama okuyabilirim de bilmiyorum.
Kitap benim beklentimin tam tersi istikametteydi. Açık konuşmak gerekirse bir köpeğin gözünden fabl türü okuyacağımı sanmıştım. Hayvanlar çerçevesinde kurulan hikaye ve romanları çok severim. Kitapta sevdiğim özelliklerden bahsetmek istiyorum. Okurken sıkılmadım, hikaye beni içine çekti. Kitap içindeki imgelemeler mükemmeldi Ordaymış gibi hissttirdi. Anlatım- dil, üslupta çok güzeldi. Öykü de farklı ve kendine özgüydü.
Özellikle köpeklerin gündelik yaşamda karşılaştığı zorluklar, aç susuz kalmaları ve barınak koşullarının eleştirildiği sayfalara bayıldım. Hatta ilk 20 sayfaya kadar okuduğumda, en favori kitaplarımdan biri olacağını düşünmüş, 10 puan vermeyi bile düşünmüştüm.

Buraya kadar sorun yok hatta mükemmel.
Devlet her türlü eleştirilebilir, askeri politikalar eleştirilir, insanlar rahatlıkla düşüncelerini haykırabilir. Haykırmalıdır da...
Kitabı okuduktan sonra ufak bir araştırma yaptım hakkında. Türk-Kürt sorununu ele alıyormuş efendim, ardından suya sabuna dokunmadan objektif bir şekilde bu sorunları ele almış mış yazar.
Türk- Kürt sorunu yok terör sorunu var... Bu terör de Kürt sorunu diye kürtlerin üzerine yıkılamaz. ! Ayrıca terör örgütleriyle savaşılmaz, mücadele edilir!...
Devletin tüm kurumlarıyla seri katil, gözü dönmüş canavar, kan emici olarak lanse edildiği,...
Ana karakter Mikasa'nınki (kendisi köpek) terör örgütü bayrağı önünde saygı duruşunda bulunduğu ve hislendiği...
bayraklarda resmi olan gülen, post bıyıklı güneyli başkanın (anladığınız kişi) kaçmasına yardım eden melsanın kahraman ilan edildiği...
Askerlerin avam, ahmak, pinekleyen,esrarkeş, korkak, sapık, hantal, gözü dönmüş canavar olarak betimlendiği...
Çok tarafsız ve ''objektif'' bir kitap valla.
Tüm askerler nedense ha bire bu zavallı köpeciğin yüzüne tüküüyor, dövüyor, sövüyor, esrara alıştırıyor.
Mikasa sevdiği dişi köpek melsa ya kavuşacakken, üst rütbeli bir asker olan turkuaz. ( Acaba neden adı turkuaz) tarafından bunlar ayrıyor. Mikasa köpek eğitim merkezine götürülüyor.. Eziyet görüyor, itiliyor kakılıyor. Aradan vakit geçince, işte turkuaz (insan bu) Mikasaya, Melsa ya tecavüz ettiğini falan söylüyor. Gülüyor, filan. Mikasanın gözünün önüne Melsa'nın ağlayan hali geliyo ben onun oldum falan diye iğrenç iğrenç bi kurgu. ( melsa dişi bir köpek- turkuaz asker). Okumaya bile tahammül edemediğim insan -hayvan-zoofili vakası. Ve bunu yapan asker.
Tuzakladıkları mayını patlatmaya kıyamayan, barış güvercini gerillalar.

Aklı fikri, çarşı iznine gidip, gördüğü ilk geneleve girmek olan, pinekleyen askerler.
İtibarsızlaştırmalar...

Ha bire 3 renge vurgu, o renkli fularlar görünce içlenmeler filan.
Ve sözde bunların hepsi kurgu yersen...

tatlış, insancıl, hayvan hakları, insan hakları ve binimum toplumsal sorunlara duyarlı güneyli, gerillalar...
Gözü çıkacası, kan emici canavar kuzeyliler....
Ve bunların hepsi kurgu... Yersen...

Aba altından Atatürk'e laf sokmalar...

Şehit olan askerin '' al renkli bayrağa'' sarılı naaşına fesatlanmalar, gerillaların cesedi kurda kuşa yem oluyor diye ağlanmalar...
Tam da bir neyi istersen onu anlarsın, ben onu öyle demedim aslında böyle dedim diye çarpıtılacak cümleler var. .



Dediğim gibi hükümete, devlete, askere hatta yeri geldiğinde öğretmenine, annene babana başkaldırabilirsin, eleştirirsin de Her şeyin bir adabı ve haddi var. Sanat yapıyoruz biz burda diye itibarsızlaştırma çalışmaları yapılmış ve yersen bunların hepsi kurgu.... Hep kurgu, hep sanat...
Dilinde Allahu ekber nidası, ellerinde silahlarla zavallı, evine ekmek götürmek için uğraşan insanları kurşunlayan sarkık bıyıklılar.
Beyaz toros ...
Zevk için, masum insanları sokakta yakalayan, çukurlara doldurup yakan özel kuvvetler.
Kendi kendini vuran, askerlerin intikamını zavallı gerillalardan alan diğer beceriksiz askerler.
özellikle kitabın sonunda özgürlüğün dağlarda olduğuna dair bir his beliriveriyor insanın içinde.
Hayal kırıklığımı anlatamam....

Kitap sayesinde '' Bağrı açılmamış küfürler'' de öğrenmiş oldum. Çok güzel ve özgün küfürler vardı ve bunların hepsi kurgu, hepsi sanat....

“Dedem, kesik ayaklarına bakmış kederle. Başını iki yana sallamış, “Hiçbir savaş tam olarak bitmez," demiş.

“Kim bilir, belki de biter!”

Kitap bir köpeğin ağzından yazılmış. Üzerinde durduğu olaylar ise doğuda yaşanan olaylar.
Anlatım dili çok akıcıydı ve vurucuydu, lakin hikayesi öyle okunup geçilecek bir hikaye değildi.
Aslında kitabı merakla okumama rağmen bazı bölümler için olumsuz anlamda yorumlarım
da olmadı değil.
Her ne kadar hikayesi kurgu da olsa , yazarın olaylara yaklaşım tarzı ve kullandığı kelimeleri biraz rahatsız edici oldu benim için...

Hüseyin Düver 
19 Eki 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitap bir köpeği anlatıyor. Ama bir bakıma da bizden birini hatırlatıyor. Kafka'nın örümceği gibi bir köpek zira bu. Doğuyor, annesinin sıcak kucağından kopup sokaklara düşüyor, çetelere karışıp ergenlik yapıyor, aşık oluyor, askere bile gidiyor. Onun yaşadığı şeyleri dinlerken bazen köpek olduğunu unutuyorsunuz. Hele ki köpek hikayenin bir yerinde sigara bile içiyorken işler daha fantastik hale geliyor. Bizi bize anlatmak için ilginç bir yol seçmiş yazar. Meraklısına öneririm.

Cihan Mert 
10 May 2015 · Kitabı okudu · 6/10 puan

savaşın sadece insanlar için değil tüm canlar için de kötü bir şey olduğunu anlatan bir roman benim için. Yazarın yer yer tekrara düştüğünü düşünüyorum. Ama yine de sıkıcı değildi ve insanlara bir şeyler anlatıyordu. Okumanızı istiyorum.

Evren Erarslan 
07 Ara 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · 8/10 puan

Kemal Varol idefix' en iyi 50 kitap listesiyle tanıştığım bir yazar, sitenin geçen senenin en dikkat çeken kitabı olarak nitelendirmesiyle birlikte okuma fırsatı buldum. Bir köpeğin bakış açısıyla ülkenin doğu-batı fotoğrafını görmekteyiz. Öyle güzel bir anlatım var ki kitapta, tamamen köpek moduna geçip gerçekten de o gözle bakabiliyorsunuz. Bitirdikten sonra köpeklerle konuşmaya bile başlayabilirsiniz :) alt metinde ise Türk-Kürt sorununu ele alıyor. Pek suya sabuna bulaşmadan bu konuyu kitaba yedirmiş, sadece bir kaç noktada eleştiriler yer alıyor.
Genel anlamda Murat Uyurkulak tadı aldım. Ancak onun kadar sert değil dili. Kurgu olarak da 2 karakter kullanarak değişim sağlanmış ve sıkıcılık azaltılmış. Sonunu ayrı bir beğendim.
Hoş bir kitaptı ve sanırım etkileyici kitaplar listesine girmeye hak kazanıyor.

Okuyan Baykuş 
13 Kas 2016 · Kitabı okudu · 19 günde · Beğendi · 7/10 puan

Bir fabl sadeliğinde yazılmış gerçek bir dönem panoraması sunuyor. Başlarda sıkıcı geldiğini kabul etsem de giderek arka plandaki Türkiye hikayesi ve Mikasa'nın savaş konusunda söyledikleri gerçekten etkileyici. İnsanın savaşlar karşısındaki anlam arayışını bir köpeğin ağzından bir hayvanın bakış açısıyla yansıtıyor oluşu dikkat çekiyor.
İşin ilginç tarafı okurken bu köpeğin düşüncelerine hak veriyor, bir süre sonra onun bir köpek olduğunu unutuyorsunuz. Anlatımındaki sadelik biraz sabır gerektirecek türden ama bunun da fablın çocuksu masumiyetini korumak için bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyorum.

Isa Darakcı 
24 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kemal Varol, edebiyata siirle başlamış bir isim. Kitaplar üzerine yazdığı yazılardan tanıdım ben kendisini. Haw, bir köpeğin gozunde,n doğuda yaşananların anlatıldığı başarılı bir roman.

Kitabı Seviyorum 
01 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İlginç ve şık bir anlatım. Bambaşka bir bakış açısı sunuyor. Kişileştirme faklı ve hikaye etme biçimi alışılmadık türden. Farklı bir tarz sunuluyor.

Kitaptan 16 Alıntı

silaes 
18 Nis 12:02 · Kitabı okudu · İnceledi · 4/10 puan

"Onlar benim sessiz kullarımdır.
Mahşer günü hepsi dile gelecek."
Allah

Haw, Kemal Varol (Sayfa 5 - İletişim)Haw, Kemal Varol (Sayfa 5 - İletişim)
silaes 
21 Nis 14:56 · Kitabı okudu · İnceledi · 4/10 puan

Eğer bir yeriniz acıyorsa, onu dindirmenin yegane yolu o acıyı başka bir acıyla değiştirmekti belki de. Açlıktan değil de bütün gün yürümekten bitap düştüğüme kendimi inandırıp midemdeki boşluğu ancak yürüyerek giderebileceğimi düşündüm.

Haw, Kemal Varol (Sayfa 165 - iletişim)Haw, Kemal Varol (Sayfa 165 - iletişim)
silaes 
21 Nis 14:34 · Kitabı okudu · İnceledi · 4/10 puan

'' Bana da versene biraz,'' demiş Akbaş.
Ardından da gözlerini dedemden kaçırarak yere bakmış ve beş mahcup kelime dökülmüş salyalı ağzından:
'Hiç biftek yemedim bugüne kadar.''

Haw, Kemal Varol (Sayfa 155 - iletişim)Haw, Kemal Varol (Sayfa 155 - iletişim)
silaes 
20 Nis 22:55 · Kitabı okudu · İnceledi · 4/10 puan

Lafo Dede'nin de dediği gibi, zaten aşk, bir ömür geçtiğini sanırken olduğu yerde kalakalmaktı belki de.

Haw, Kemal Varol (Sayfa 62 - iletişim)Haw, Kemal Varol (Sayfa 62 - iletişim)
silaes 
18 Nis 14:02 · Kitabı okudu · İnceledi · 4/10 puan

Kasabadan gelen çöplerle hiç ilgilenmiyorduk bile. Yiyecek bir şey çıkmıyordu kasabadan. Yoksulların çöpü az olurdu çünkü.

Haw, Kemal Varol (Sayfa 35 - İletişim)Haw, Kemal Varol (Sayfa 35 - İletişim)

Eğer bir yeriniz acıyorsa, onu dindirmenin yegâne yolu o acıyı başka bir acıyla değiştirmekti belki de...

Haw, Kemal VarolHaw, Kemal Varol
silaes 
18 Nis 13:23 · Kitabı okudu · İnceledi · 4/10 puan

Olduğu gibi çöpe dökülmüş şehriye veya pırasa çorbaları, haftanın bir kaç günü çıktığı için askerlere gına geldiğinden çöpün yolunu tutan envai çeşit tavuk yemeği, içinde kurt bulunduğu için hiç kaşıklanmamış kuru fasulyeler, bayatlamış ekmekler, bozulmuş konserveler, içinde her zaman bir parça taş olan bulgur pilavı bir araya gelip garip bir bulamaç oluyor ve eski bir benzin variline konarak barınaktaki köpeklerin midesine yollanıyormuş bu sayede.

Haw, Kemal Varol (Sayfa 19 - İletişim)Haw, Kemal Varol (Sayfa 19 - İletişim)
silaes 
20 Nis 23:05 · Kitabı okudu · İnceledi · 4/10 puan

Uzaklarda bir yerlerde, bir tepenin yamacında söylenmiş, bir tek koyu kahverengi toprağın duyduğu, rüzgarın sağa sola yetiştirdiği, ağaçların yaprak yaprak büyüttüğü ulu sözlerim olmadı hiç. Yamuk ağızlı çenebazlar gibi konuşamam ben. Bu yüzden ağzımı açıp tek bir kelime bile söyleyemedim ona.

Haw, Kemal Varol (Sayfa 65 - iletişim)Haw, Kemal Varol (Sayfa 65 - iletişim)
2 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Kermal Varol'dan Yeni Roman: "Haw"
Kermal Varol'dan Yeni Roman: "Haw" Kemal Varol'un ikinci romanı "Haw", 1990'lar Türkiyesi'nin karmaşık siyasi ortamını bir köpeğin gözünden anlatıyor. Yazar, kahramanı Mikasa'nın öngörüsüzlüğünden faydalanarak siyasi bir panorama sunuyor okura.