Ölüm üzerine düşüncelere dalıp derin kuyular içinde dolaşmaya başladığım andan itibaren insanın asıl gayelerinden birinin de ölümü güzelleştirmek olduğu fikri bir kurtarıcı gibi yardıma koşuyordu. Geride beni hatırlayanların arkamdan tebessüm ettikleri, içten dualar gönderdikleri bir hayat bırakmak istiyordum. Ölümümle birlikte kapanmayan, kıyamet gününe kadar açık kalacak olan bir amel defteri oluşturmayı düşlüyordum. Bunun içinde ölümü güzelleştirmeliydim. Ölümü güzelleştirmenin yolu ise hayatı güzelleştirmekten geçiyordu. Birçok kişi hak ve adalet uğrunda ölmeyi kutsasada ben asıl zor olanın hak ve adaleti gözeterek yaşamak olduğunu düşünüyordum. Asıl zor ve başarılması gereken yaşamaktı ölmek değil.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Sevdiğim, haftalarca birlikte olduğum bir insanın aniden dünyaya veda etmesi benim için büyük bir acıydı.
..
İnsan yakınındaki biri öldüğünde ister istemez kendi ölümünü de düşünmeye başlar. Benim de söylediklerim, yazdıklarım, yaptıklarım bir gün bir ölünün ardında kalanlar olacaktır. Aslında hayatın en gerçekçi yanlarından biri de ölümdü ve hepimiz adım adım ona doğru yaklaşıyorduk.
“Kanunlara göre suç işliyordum. Fakat benim kaçak yolculuk yaparak çiğnediğim bu kanunlar keşke dünyanın öbür ucundan gelip sivil insanları, masum Müslümanları katleden işgalci askerler için de geçerli olsaydı.
“İslam dünyasında gittiğim her yerde olduğu gibi burda da Türkiye’den geldiğim, bir Osmanlı torunu olduğum için en iyi şekilde misafir edilmek isteniyordum. Osmanlı bir asır önce tarih sahnesinden çekilse de İslam dünyasının gönlünde dipdiri yaşamaya devam ediyordu.”