“Herkesçe görünür gövdelerin, neredeyse sahiplerinden bağımsız görünmez hikâyelerle dolu bir dünyası vardı. Onları her an her yerde görürdük, bakın bir kambur, bir obez, bir topal, bir hünsa, bir yaşlı, bir cüce; bedenlerin dünyası başlı başına zalim bir imparatorluktu. Bu imparatorluğun onca farklı çeşitten oluşan tebaasına karşın, içlerinde yalnızca birkaç biçimine yaşama hakkı tanınıyordu.”