Bir tarafta gerçek bir dünya, diğer tarafta ise hayalimizde canlandırdığımız bir dünya vardır ve dünyayı deneyimleme şeklimiz- onu nasıl gördüğümüz, hatırladığımız ve hayal ettiğimiz- bütün çıplaklığıyla ortada olan gerçeklerle, bizi teselli eden yanılsamaların karışımıdır. İkisinden de vazgeçemeyiz. Eğer dünyayı olduğu gibi görürsek sabahları yataktan kalkamayacak kadar üzgün oluruz. Eğer dünyayı hayal ettiğimiz gibi görürsek terliklerimizi bulamayacak kadar sapıtırız.