Arkamı döndüğümde yirmi üç, yirmi dört yaşlarında;
uzun siyah saçlı, boynundaki havlusu ve havlunun üzerine
indirdiği büyük kulaklıkları, hızlı nefes aldığı için sürekli inip
şişen göğsü ile spordan gelen bir kadının karşımda dikildiği-
ni gördüm. O koca kulaklıklardan gelen belli belirsiz sesler
olmasaydı eminim kalp atışını duyabilirdim. Bu bir tanışma
cümlesi miydi yoksa hayal gücüm müydü diye düşündüm
bir an. Ancak hayal gücüm böylesine bir yüz oluşturamaz-
dı. Birilerine benzetmeye çalıştım ama onu tanımadığıma bu
yüzün bir yaratıcı eseri olduğuna kesinlik getirdim. Hayal
gücünde oluşturulamayacak kadar güzeldi karşımdaki yüz.
İnsanlık var olduğundan beri yazılıp çizilen aşk bir hayatı zehir edebilir miydi? Sahi Neydi sevmek?
İnsanın yaşı kaç olursa olsun isterse ölüm döşeğinde olsun Sevgiliyi batan güneşte, dağın arkasından doğan ayda, uçan kuşta taşta toprakta hatta aldığı nefeste bile hissetmek değil miydi? Yokluğuna alışılabilirdi belkide aşkın, ancak şu hafızalarımıza kaydedilmiş hatıralar olmasaydı..
Yolu Aşk'a düşmüş bir kişi benlikten çıkar sevgiliye dönüşür. Âşık artık yoktur maşuk'un bedeninde var olur.
Adem'in de tek hayali normal bir hayat sürmekti taa ki yolu Aşk ile kesişene kadar..
İnsanın yaşı kaç olursa olsun isterse ölüm döşeğinde olsun Sevgiliyi batan güneşte, dağın arkasından doğan ayda, uçan kuşta taşta toprakta hatta aldığı nefeste bile hissetmek değil miydi?