"Ben uyuşmuştum. Korku, damarlarımdaki kanı dondurmuştu ama beni hayatta tutan tek şey de oydu. Onlar gelmiyordu. Gelmeyerek beni cezalandırıyorlardı. Çünkü beklemek, cezaların en büyüğüydü."
"Kimdi onlar? Ne istiyorlardı benden? Bilmiyordum. Bilmemek, korkunun beslendiği en büyük bataklıktır. Eğer karşıma çıksalardı, ellerinde bir bıçakla dursalardı belki bu kadar delirmeyecektim. Onlarla savaşabilirdim ya da teslim olurdum. Ama gelmiyorlardı."
"Korkuyordum. Çünkü korku, mantığın bittiği yerde başlar ve kendi mantığını yaratır. Artık rasyonel düşünemiyordum. Her ihtimal bir felaketti, her sessizlik bir pusuydu."