Namaz ve oruç ile sorumluluk, sosyallik ve kendini kabullenme; dua ile kendini kabullenme tövbe ile kendini kabullenme ve sosyallik arasında yüksek düzeyde olumlu ilişkiler tespit edilmiştir. Batıda yapılan bir araştırmada da, kiliseye devam edenlerin çok olduğu bölgelerde kanser oranlarının daha düşük olduğu bulunmuş, ayrıca kiliseye devam edenlerde depresyonun azaldığı görülmüştür. Ayrıca, "dua veya ibadet, insanların kendilerini daha kontrollü hissetmelerini, geleceğe daha iyimser bakmalarını, daha güçlü bir kendilik saygısı, güven ve amaç duygusuna sahip olmalarını sağlar."
Ahiret inancı, insandaki ebediyet arzusunu ve adalet duygusunu da tatmin etmekte; ölüm sonrasında yok olup gitmek gibi katlanılamaz bir düşünce karşısında ona ebediyeti vaad ederek teselli etmektedir.
Bir inancın, ilkenin ve yaşama biçiminin öğrenilmesi ve benimsenmesi ancak kişinin iradesi ile mümkündür. Sevilmeden veya zorla kabul ettirilen bir yaşama biçimi, zorun ve baskının bittiği yerde biter, daha fazla tutunamaz. Çünkü insan vicdanı baskıya tahammül edemez, aşırı baskı sadece isyana yol açar.