"Siz bir şey yaptığınızı zannediyorsunuz, ben ne
yaptığımı, daha doğrusu ne yapmadığımı gayet iyi biliyorum.
Sonra... ben daha çok kendi içimde yaşayan bir insanım... Bunun
için size nazaran birkaç misli fazla yaşamış sayılırım."
"Ne zaman İsrail, Filistin’e bomba yağdırsa biz Müslümanlar “cihad” ayetlerini saklayıp, bol bol sabır ayetlerine sarılarak
kermesler kurup içli köfte, gözleme satarak, Filistin için günah
çıkartıyoruz.
Gözlemeler yenilirken duvarlarda asılı resimlerde ölen çocukların kanlı suratlarını izleyerek “Oradan iki de ayran ver
hele!” demeyi ihmâl etmiyoruz. Aynı bilinçsiz, donuk bakışlar,
aynı Kâbe’sini kaybetmiş vücut yalpalamaları, sessiz, sıkıcı ama
bir cumartesiyi orada harcamanın yürek hafifleten tavrıyla dinî
vecibelerimizden “cihad” emrini yerine getirmiş oluyoruz.
"Yapacağımız her hareketten önce ciddi olarak düşünmeye başlasak, vereceği sonuçları önceden kestirmeye çalışsak, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da ortaya çıkması düşünülebilecek sonuçları düşünmeye kalksak, aklımıza bir şey geldiğinde, bulunduğumuz yere çakılır, hangi yöne olursa olsun bir adım bile atamazdık."