Günümüz toplumunda 'kadının içinde bulunduğu duruma dönersek şu gerçekle karşılaşıyoruz: Bugün kadın, basit bir cikletin reklam aracıdır. Büyük kapitalist şirketler, kadını sömürmektedir. Piyasaya en mahrem ve en güzel tarafları açılıp teşhir edilerek sürülen kadının kadınlık adına özlenecek, saygı duyulacak, korunacak bir değeri kalmamıştır. Kadın haklarım savunan dernekler, feminist akımlar onu alabildiğine dejenere etmiş, yozlaştırmıştır. Kadın bugün hem bir üretim aracı, hem de bir sömürü nesnesidir. Uluslararası dev güçlerin, kuruluşların kontrolüne terk edilmiş bir zavallı yaratıktır: Bu çıkar çevreleri, kadının iradesini kendi tekellerine geçirdikleri gibi, o da bütün zaaflarını, hayata karşı duyduğu bütün eğilimlerini, ilgilerini onların güdümüne terk etmiştir. Büyük reklam şirketleri, sinemalar, televizyon ve basın bir sülük gibi kadının kanını emerek yaşamaktadır.
Artık kadını koruyacak bir kurum ve güç kalmamıştır. Kadının düşmanı önce kendisi, sonra erkeği, fakat hepsinden daha düşman içinde yaşadığı düzendir. Bu toplumsal düzen temelinden değişmedikçe kadın gerçek özgürlüğüne kavuşamayacaktır. Bütün dünyada aile derin bir sarsıntı geçiriyor. Kadının gözünde erkek, onu koruyacak, sevecek, bağlanacak bir koca değil, istismar edilecek, onu alt edecek bir rakiptir. Çocuk onun için çekilmez bir yüktür. Homoseksüel erkeğinden beklediği ilgiyi göremeyen kadın, bazan da ekonomik baskıların sonucu Paris, Roma, Londra ve Münih sokaklarında sabahlamaktadır. istanbullun bile belli cadde ve sokakları bir işaret bekleyen, karın tokluğuna muhtaç yosmalarla doludur.