Doğu Roma'nın merkezi İstanbul'un Müslümanların eline geçmesinden (1453) sonra Avrupalılar denizaşırı ülkelere açıldılar, Müslümanlardan öğrendikleri teknik bilgiyi kullanarak yeni keşiflere koyuldular. Bu arada Amerika kıtası bulundu, Güney Afrika'ya, uzak doğu'ya ulaşıldı.
Genellikle bu maceralı seyahatlere Avrupa'nın hırsızları, hapishane kaçkınları, gangster ruhlu insanları, Açgözlü muhterisleri katılıyordu. Amerika'ya ayak basar basmaz yerli halka karşı kıyıma başladılar. Kızılderilileri mağaralara, dağ başlarına, orman içlerine sürdüler; topraklarına el koydular kanlarını akıtarak, çocukları ve kadınları dahi katlederek ele geçirdikleri altın ve gümüşü, değerli madenleri Avrupa'ya taşıdılar.
Wells'in verdiği bilgilere göre ilk gelişlerinden kıtaya hakim oluşlarına kadar Avrupalılar yaklaşık 95 milyon yerliyi öldürdü. Hem de 100 yıl geçmeyen kısa bir süre içinde. Avrupa'nın eski çapulcu, hırsız takımı şimdi yeni dünyanın milyonerleri olmuştu. Belki de ilk kapitalistler bunlardı. Afrika'dan getirdikleri köleleri gemi mahzenlerinde odun gibi üst üste yığıyor, yolda açlık, hastalık ve işkenceden ölenleri denize atıyorlardı. Avrupa başkentlerinde her gün esir pazarları kurulurdu. İspanyol, Portekiz, Hollanda, Fransız ve İngilizlerin o tarihlerde işledikleri cinayetleri döktükleri kanları insanlık asla affetmeyecektir. Kapitalizmin harcı Afrikalı zencilerin, Amerikalı Kızılderililerin ve Asyalı insanların masum kanları ile yoğrulmuştur. Kapitalizm ve teknolojik uygarlık, sömürülen yağma edilen ve katledilen dünya halklarının omuzları üzerinde yükselmektedir.
youtu.be/c3psRRKumvs
BIRAK GÜNLER DİLEDİĞİNİ YAPSIN
Bırak günler istediğini yapsın
Kader hüküm verdiği zaman da gönlünü hoş tut
Gecelerin dertleri için sızlanma
Çünkü dünya dertlerinin kalıcılığı yoktur
Musibetlere karşı metin bir adam ol
İnsanlar seni vefa ve hoşgörün ile tanısın
Yaratılmışlar içinde ayıpların çoğaldıysa Onların örtülmesi seni sevindirirse
Cömertlik örtüsüne bürün
Çünkü her kusuru -söylendiği üzere- eli açıklık örter
Düşmanlarına asla zayıflık (zillet) gösterme
Çünkü düşmanların bunu kullanması belâdır
Bir cimri'den de hoşgörü bekleme
Cehennemde susamışlar için su yoktur
Teenni(acele etmemek) senin rızkını azaltmaz
Acele edip de strese girmek de rızkı artırmaz
Ne Hüzün devamlıdır ne de sevinç
Ne üzerindeki darlık ne de bolluk
Eğer kanaatkar bir kalbe sahip olursan sen ve dünyalara sahip olan eşit olursunuz
Sahasına ölümler inen kimseye gelince
Onu artık ne yer koruyabilir ne de gök
Allah'ın arzı geniştir fakat
Kader (Ecel) gelince feza bile dar gelir
Bırak günler her an gaddar olsun
Nasılsa ölüme fayda verecek ilaç yok
(İmam Şafii Kasidesi)
Bir adam İmam Şâfîî’nin yanına gelip kâğıda yazılı şu beyiti gösterdi:
Mekke müftüsüne sor Haşimoğulları’ndan
Aşkı kavurursa ne yapar insan?
İmam Şâfiî bu satırların altına şu beyiti yazdı:
Sevgisini tedavi eder, sonra aşkını gizler
Boyun eğip kadere olanlara sabreder.
Kâğıdı getiren adam yazılanları alıp götürdü.Daha sonra kâğıdı yeniden getirdi. Kağıtta bu kez şunlar yazılıydı:
Sevgisini nasıl tedavi edebilir ki
Tutkusu genci öldürmektedir
Her gün yudum yudum
Kederi içmektedir.
Bunun üzerine Şâfiî şu cevabı yazar:
Eğer sabretmezse başına gelenlere
Onu ancak ölüm kurtarabilir.