Başkaları hatalı olabilir , önemli konumlara gelmiş kişiler bile olsalar; büyük çoğunluk tarafından yüzyıllardır kabul görmüş inançları dile getiriyor bile olsalar.Bunun nedeni de çok basit: Çünkü bu insanlar inandıkları şeylerin mantıklı olup olmadığını hiç gözden gecirmemislerdir.
Schopenhauer, Göttingen Üniversitesi'nde okumaya başlar ve filozof olmaya karar verir:"Hayatı yaşamak üzüntü verici bir şey;bende hayatımı hayat üzerine düşünerek geçirmeye karar verdim."
Doğuştan getirdiğimiz tek bir kusur var: Hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimize inanıyoruz..Bu kusurumuzu gidermedikce ...dünya gözümüze çelişkilerle dolu bir yer gibi görünecektir.Cunku her adımımizda ,ister büyük ister küçük bir şey yapmış olalım, dünyanın ve insan hayatının insanların mutlu bir yaşam sürdürmelerine olanak verecek biçimde tasarlanmadigini anlayacağız... İste bu yüzden neredeyse bütün yaşlıların yüzlerinde aynı ifadeyi,yani düş kırıklığını görmek mümkündür.
Kahrolsun insanları bir kuruntu ile,vehimle berbat eden gece.. Yaşasın güneş... Güneş aydınlığında öyle bir özellik var ki sade dünya değil insanın beyninin içi de aydınlanıyor.
Kişinin kendini inşası hiçbir zaman bitmez.Basarinin ölçüsü "Oldum ,"dememektir. "Ben oldum,"demek çok tehlikelidir.Kendinizi her zaman natamam hissetmenizi öneririm."Ben mükemmelim ,"diye konuşanlara rastlıyoruz.Bu kişiler kendi söylediklerini çok ciddiye almıyorlarsa bu sadece reklama girer ;ona fazla itiraz etmem.Ama bir insan kendine gerçekten "Oldum ,"diyorsa dikkat etmesi lazım.. Çünkü basarinin temelinde o natamamlik ,o tam olmamislik duygusu yatar .Ancak natamam hissederse daha çok konsantre olur,püf noktası ararsın.Arayisin her zaman devam etmesi gerekir.