Üretimle ihtiyaç arasındaki uçurumlar aşılmaz boyuta ulaştı .İnsan, her çıkanı satın alabilme yetisine sahip olmak için çalışıyor .Satın alabildiği sürece sürece kendini mutlu ve tatmin olmuş hissediyor. Tüketim becerisi ve tüketim imkanları ölçüsünde var olduğunu ya da olamadığını hissediyor .Tamamen tüketim kapasitesine endeksli bir ruh haline sahip ...Satın alabildiği şeylerle sınıf atlıyor satın alabildiği şeylerle statü de satın alıyor, itibar ve algı da ediniyor .Bütün bunlar hayatın içindeki varoluşunu belirliyor. Ona statü, itibar ve algı kazandıracak araçlara ulaşmadığında sınıfı düşüyor, potansiyeli düşüyor, "yoksul" olduğu algısına kapılıyor. Gelişmiş bir yoksulluğun hüküm sürdüğü ,delirmişçesine tüketen ve tüketmeye devam eden dünyanın, bu sistemin uzun erimli sürdüremeyeceği aşikar.