Bir süre sonra Zehra'yı bir insan olarak düşünemediğini fark etti. İnsan değil de sanki bir kavram, bir hayal. Kutsallaştırıyordu onu. Anılarının sıkışmış çekmecelerini açarak çıkardığı her gülüşü, her sıradan sözü, her şakası, her düşüncesi; peygamberini yitirmiş bir mümin gibi sürekli yinelediği, bütün varlığını yönelttiği bir mucize gibi geliyordu.