R. N. Güntekin 1889-1956 yılları arasında yaşamış. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarına ait romanları toplumu değişimini, Anadolu insanını ve eğitim sorunlarını anlatır. Galatasaray Lisesi ve Darülfünun Edebiyat fak. mezunudur. Uzun yıllar öğretmenlik, müfettişlik yapmış, Milli Eğitim Bakanlığı'nda görev almış ve milletvekilliği yapmıştır.
Toplumcu gerçekçi gözlemler yapan, Anadolu hayatını ve insanını canlı şekilde anlatan, akıcı ve sade Türkçe kullanan bir yazardır.
Ben kitabı sevdim, biraz ters köşe olduğumu da itiraf edeyim. Zengin ve şımarık bir kız olan Sara’ya çok sinir olsam da evet ben de bir kadın düşmanı olan Homongolos’a hakettiği cezayı vermesini alttan alta istiyordum.
Evet Sara kötü biriydi, ne kadar kötü davranışlar yaparsa yapsın kendine bir bahane buluyor ve hatta ne kadar nazik, verici, kalbi kırıcı olduğundan bahsediyordu. Temelde tam bir kibir örneği. Ama kibir deyince Ziya Bey de ondan aşağı kalmıyordu doğrusu. Çevresindeki tüm kadınları küçük görüyor hatta onlara hakaret ediyordu.
Kitapta Sara’nın kibrinin altında yatan, şımarıklık dışında özel bir neden bulamadık, peki ama ya Ziya Bey? Yoksa her şey her zaman göründüğü gibi değil midir? Kim bilir belki insanlar bazen sadece kendilerini korumak isterler…