ÇİĞDEM ARAS

ÇİĞDEM ARAS
@CARAS81
Kimyager
Doktora
89 okur puanı
Kasım 2024 tarihinde katıldı
9/10
·448 syf.··
2026 35. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
Son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan biri oldu. Kemal Tahir, işgal altındaki İstanbul’u ve dönemin insan psikolojisini karakterler üzerinden inanılmaz gerçekçi şekilde anlatmış. Kitaptaki hiçbir karakter tamamen iyi ya da kötü değil; herkes korkuları, çıkarları ve vicdanı arasında sıkışmış durumda. Bu da romanı çok gerçek kılıyor. Belki o döneme duyduğum kişisel ilgiden dolayı da kitap beni ayrıca etkiledi ama sadece tarihsel yönüyle değil, alt metinleriyle de düşündüren bir romandı. Özellikle okurken insan ister istemez kendini sorguluyor: Bugün bizler de birçok konuda konuşuyoruz ama gerçekten elimizi taşın altına koymamız gerektiğinde ne kadar sorumluluk alıyoruz? Hem dönem anlatımı hem karakter derinliği açısından çok güçlü bulduğum bir kitap oldu. Seri üç kitaptan oluşuyor ve ben hiç ara vermeden ikinci kitaba geçeceğim.
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 202214bin okunma
Reklam
7/10
·280 syf.··
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 00:00
Kitabın ismini çok sevdim, aslında tamamen hayata bakış açısı ve çevrene yaydığın enerji ile ilgili bir isim. Sen şarkı söyle, etrafındakiler mutlu olsun, sen mutsuzsan etrafındakilere ne verebilirsin, ya da hayata hep karamsar bakarsan etrafındaki insanları ne yönde etkilemiş olursun? Peki ya sen nasıl mutlu olacaksın, asıl soru bu değil mi? Kişisel gelişim kitaplarını sevmeyen ve kolay kolay okumayan biriyim ama yazar kişisel gelişim önerilerini çok akıcı bir şekilde bir romanın içine yerleştirmiş. Romanın ana karakteri Marie hem üç çocuğu hem de hayat ile mücadele etmeye çalışan bir anne olunca insan kitapta kendinden çok şey buluyor. Günlük yaşama farklı bir bakış açısı ile bakmaya yardımcı olarak küçük hap bilgiler içeren, "hiç böyle düşünmemiştim" ya da “evet ben de bu hatayı yapıyorum” diye düşündüren akıcı bir kişisel gelişim romanı. Evet değişim bir günde olmuyor ama gerçekten bazen biraz durup düşünmek lazım.? Özellikle de çocuklara karşı kullandığımız dili, her ne kadar biz kötü ya da hatalı olduğunu düşünmesek de, sürekli gözden geçirmeli ve onların bakış açısı ile yeniden değerlendirebilmeliyiz. Günün sonunda senin "ak"niyeti ile söylediğin şeyi onlar" kara" olarak duyabiliyorlar. Yine de çok net ki insan birilerini yetiştirebilmek için önce kendini yetiştirmeli, birilerini mutlu edebilmek için önce kendini mutlu etmeli... Unutmamak lazım ki... Kraliçe arı şarkı söylediğinde arılar dans eder...
Kraliçe Arı Şarkı Söylediğinde Arılar Dans EderVeronique Maciejak · Yan Pasaj · 2024251 okunma
7/10
·182 syf.··
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
1946–2006 yılları arasında yaşamış olan Duygu Asena; gazeteci, yazar ve kadın hakları savunucusudur. 1978–92 yılları arasında Türkiye’de kadın dergiciliği alanındaki en önemli dergilerden biri olan Kadınca’nın yayın yönetmenliğini yapmıştır. Yazıları, kitapları ve ele aldığı konular nedeniyle feminist yazar olarak tanınmıştır. Kitap; “bu kitabı daha önce neden okumadım?” dediğim kitaplardan biri oldu. Ülkemizde kadının yerini, yaşadıklarını oldukça yalın bir dil ile anlatmış. Özellikle çocukluk döneminde yaşananlar, Türkiye’de yaşayan birçok kadının başından geçen ortak hikâyelerdir. Ailede yaşanan sevgisizlik ya da gösterilmeyen sevgi, yaşanan mahalle baskıları, çocuk/genç demeden yaşanan cinsel tacizler… ve kız çocuklarının birinin karısı ve/veya birinin annesi olarak tanımlanması, bu bilinçle büyütülüp kafalarına bu düşüncenin nakşedilmesi... Kadının büyüdükten ve iş hayatına atıldıktan sonra yaşadıkları ise ne yazık ki hâlâ devam etmekte; kadınlar ikinci sınıf olarak görülmekte, aynı pozisyonlarda oldukları durumlarda bile erkeklerden çok daha fazla çaba sarf etmektedir. Bununla birlikte omuzlarına yüklenen ev, çocuk gibi diğer sorumluluklar ile de mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Karşılaştığı cinsel tacizler ve kendini sürekli korumak zorunda kalması da yine kadınların ayrı bir derdidir. Benim çok gerçekçi bulduğum ve ne yazık ki okurken oldukça üzüldüğüm bir kitap oldu.
Kadının Adı YokDuygu Asena · Doğan Kitap · 20268,1bin okunma
7/10
·96 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 00:00
Sadık Hidayet 1903-1951 yılları arasında yaşamış İranlı bir yazardır ve modern İran edebiyatının kurucularından biri olarak kabul edilir. İran’ın Asil ailelerinden birine mensup olan Sadık Hidayet eğitimi yurt dışında tamamlamış, hayatının farklı dönemlerinde Belçika, Fransa ve Hindistan'da da yaşamıştır 48 yaşında hava gazı ile intihar ederek ölmüştür. Kiitap bana biraz Aziz Nesin'in Zübük isimli romanını hatırlattı. Hacı Ağa da Zübük gibi, cahil, bağnaz, sadece kendini düşünen, üç kağıtçı, çıkarı için yeri geldiğinde dini, yeri geldiğinde siyaseti kullanan, ama her siyasi rüzgar ile de yön değiştirip iklime uyum sağlayan karaktersiz bir tiptir. Taptığı tek şey ise tabii ki paradır ve parayı bulmak için her yol mübahtır. Hiçbir toplumda ne Zübükler ne Hacı Ağalar bir türlü bitmiyor maalesef. Belki de onları da yaşatan bizleriz. Karakter Zübük'ü hatırlatsa da, kitap açısından karşılaştırıma yapıldığında; tabii Zübük'te çok daha yoğun bir olay zinciri var. Hacı Ağa'da ise daha çok bir gün boyunca gelen ziyaretçiler üzerinden Hacı Ağa tiplemesinin genel durum ve karakter tanımlamaları yapılmaktadır. Genel anlamda okunabilecek keyifli bir kitap.
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20202,869 okunma
8/10
·112 syf.··
2026 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 00:00
Fatma Aliye 1862–1936 yılları arasında yaşamış; yazar, çevirmen, aktivisttir. İlk kadın romancılardan biridir. Kadın hakları konusunda yazılar yazmış, kadın haklarını çok radikal olmayacak şekilde savunmuştur. Kadınların gelişiminin önündeki en önemli engelin erkekler olduğunu düşünmüştür. Yazar romanlarında, bireyselleşme çabasında olan, çalışıp para kazanan, erkeğe ihtiyaç duymayan kadın kahramanlar yaratır. Bedia küçük yaşlardan beri aldığı dersler ve tabii içinde barındırdığı yeteneği sayesinde çok başarılı, usta bir ud sanatçısı olur. Bu konudaki en büyük desteği babasıdır. Bir müddet sonra Nail ile evlenir, babası da ölür. Başlarda evlilikleri iyi giderken zaman geçtikçe Nail kendini gece hayatına verir ve bir metresi olduğu anlaşılır. Bu durumu kabul etmeyen Bedia, Nail’i terk eder ve abisi Şemi’nin yanına gider. Bir süre abisinin desteği ile yaşayan Bedia, abisi ölünce zor durumda kalır ve üstüne üstlük abisinin kızına ve eski köleleri Rüstem'e de bakmak ona düşer. Hiçbir zaman udundan vazgeçememiş olan Bedia, sonunda bu yeteneğinden para kazanmaya karar verir ve ders vermeye başlar. Yaşadığı yıllar boyunca da geçimlerini güzelce sağlayacak kadar para kazanır. Bedia, o dönemde hem ihaneti sineye çekmeyip kocasından ayrılması, hem de abisi öldükten sonra namusuyla para kazanıp ailesine bakması ve ayaklarının üstünde durması açısından oldukça önemli bir kadın karakterdir. Ben kitabı çok sevdim; günümüz Türkçesine uyarlanmış hali de oldukça rahat ve keyifli okunuyor
UdiFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,177 okunma
Reklam