*İnsan “nesneler dünyası” dışında bir de “simgeler dünyası” içinde yaşar.
*Bilgi, nesneler dünyasının insan zihnindeki simgesel yansımasıdır. Ancak insan nesneler kadar onların simgeleri üzerinde de düşünür. Bununla da kalmaz nesneler evreninde karşılığı bulunmayan simgeler de yaratabilir. Daha önemlisi simgeler dünyası zihnin içinde kalmayıp insanın eylem ve davranışlarını etkileyip nesneler evrenini etkileyebilir.
*Düşünme simge işleme yetisidir.
*Bilgi edinmek için düşünme yetisinin bilincine varılması gerekir. Bilinen evrende bu anlamda bilince sahip olan tek varlık insandır.
*İnsanın bütün bilgileri simgelerden kurulan düşüncelerden oluşur.
*Doğada nesnel karşılığı bulunanlar ve bulunmayanlar olmak üzere iki tür görüntü (imaj) vardır.
*Görüntü, düşünce, kavramlar ve duyular gerçekliği çeşitli oranlarda kapsayıp yansıtan modellerdir.
*Ampirizm: Deney, gözlem, pratikten elde edilen bilgilerin gerçeklik değerinin bilimsel olacağını iddia eden felsefi görüştür.
*Gerçeklik, bilgisi edinilecek nesnenin (olgunun, olayın) “özne” den bağımsız durumudur.
*Bilgi, bir “gerçeklik” hakkında insanın (bilen öznenin) zihninde kurulan simgesel modeldir. Bu model gerçekliğe uygunsa düşüncenin “gerçek” olduğu söylenebilir.
*Mutlak gerçek anlayışının özü, bilen özne olarak insanın yerine aşkınöznelerin konmasıdır.
Freud'un nevrozların her şeyden önce bir savunma hastalığı olduğunu, temel sebebinin geçmişte deneyimlenen acı verici bir olayı unutma ve geri gelmesini engelleme isteği olduğunu belirttiğini unutmayalım. (J. D. Nasio)
"Bana göre yazı zihinle yani babayla bağlantılıyken, konuşulan dil besleyen anneyle bağlantılıdır... Yazı acımasızca yasaya, mantığa ve akıl yürütmenin gerekliliklerine boyun eğer."