Sözlerin bir şeyleri değiştirebileceğini sanıyoruz. Bir şeyi sözel olarak anlamak ve anlatmak, kendi başına değişim yaratmak için yeterli değil. İki insan ilişkisinde değişim ancak “buluşma anları”yla mümkün. Bu tür özel anların belirleyici niteliği, derin bir karşılıklı bağlantı hissidir. Gözün göze, ruhun ruha değdiği, her iki tarafın da diğerine kalbini hesapsız açabildiği anlar. Buluşma anları, derin ruhsal temastır. İnsanın derinden görüldüğünü, hissedildiğini, kabul edildiğini ve anlaşıldığını hissettiği anlardır.
…
..Dünya politik ikiliklerden ibaret değil. Sözlerin yüklenemediği acılar vardır. Acının uluduğu zamanlarda hepimizin daha saygılı ve sessiz olması icap eder. Öfkemizi bir başkasına kusarak değil, onarıcı bir adalet talebine dönüştürerek sağaltabiliriz. Fedakâr milletimize ve sahadaki gönül erlerine layık olma bilinci bunu gerektirir.
…
… modernite aylaklığı hiç sevmez. Esasında sizi özgür bıraktığını iddia eder ama onun kölesinizdir. Size çizdiği büyük makinede küçük bir dişli rolünü verir ve siz o rolü ben özgürüm, ben güçlüyüm, ben biliyorum unutkanlığı içinde devam edersiniz. Halbuki aylaklık size müthiş bir özgürlük veriyor. Tabii aylaklık tembellik manasında değil, size çizilen çerçevenin dışına çıkabilen bir hayat, …