"Bilinmeyeni aramanın ve kurcalamanın" çizdiği bir defter elimizdeki kitap.
Hani bütün yolculuklar en nihayetinde tefekküre çıkar ya işte bu kitap da Akif Emre'nin yolculuklarının çizdiği tefekkür kalelerinden oluşuyor.Modern zamanla birlikte aramıza sınırlar çizilip, ideolojik iğvalarla parçalandığımız medeniyetlere dair bir yolculuğa çıkıyoruz.Bu yüzden yazılanlar çizgisiz bir deftere kaydolunmuş.Yani herhangi bir sınırın,hizanın olmadığı ve her adımda tefekkürün sınırsız ufku ile doldurulmuş bir defter..
Başlangıçta Endülüs'ü ve El-Hamra'yı yeniden düşünebileceğimiz yazıları var Akif Emre'nin..
Neden mi 'yeniden' düşünüyoruz çünkü bir zamanlar bu coğrafyaya İslamiyet'i düşünen ve zikredenler hakimdi.Turgut Cansever'in deyimi ile "Şehri imar ederken nesli de ihya eden" Endülüs medeniyeti Allah'tan başka gâlip olmadığı hakikatini sadece El-Hamra'nın tuğlalarına yazmakla kalmaz.Zira Hristiyan hakimiyetine girdikten sonra dahi bir çok Endülüs köyü Müslüman olduklarının bilincinde gizlice Müslüman kalmayı başarabilmiştir.Ancak bütün bunların da ötesinde;Moriskoların yaşadığı zorla hristiyanlaştırma faaliyetlerinin travmaları, yurtlarından sürülmenin verdiği gurbet çilesi ve bizim idrakimizde çürütülen medeniyet bağlarımıza atıfları da görmek mümkün Akif Emre'nin defterinde..
Belki de Avrupa tarihinin en feci soykırımı olarak nitelendirilebilir Endülüs Müslümanlarına yapılan.Yıllarca kendi beldelerine baskı altına yaşamak;göreneklerini,dillerini,mallarını terk etmek ve Katolikmiş gibi davranmaya çalışarak Müslüman kimliklerini gizlemek zorunda kalmak soykırımın ta kendisi çünkü.
Ancak engizisyon ağır baskılarına rağmen ayakta kalmayı başarır Endülüs kültürü.Müslüman bilincin"…taşa bile sirayet etmesini istedikleri sağlam bir ruhi değere sahip oluşu",İslam'ı Endülüs'ün