Türklerde iyilik, güzellik, doğruluk, tatlılık, büyüklere saygı, ahde vefa, sadelik ve kahramanlık gibi yüksek vasıfların hakim olduğunu ve asla kibir yapmadıklarını da ilave eder.
Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesinde imiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.
Erkeklerle de arkadaş olamadım. Aradıkları yumuşak lokmayı bende bulamayınca denk kuvvetlerle karşı karşıya gelmektense kaçmayı tercih ettiler. O zaman erkek azminin ve kuvvetinin ne olduğunu gayet iyi anladım; dünyada hiçbir mahluk bu kadar kolay başarılar peşinde koşmaz ve hiçbir mahluk bir erkek kadar bencil , kendini beğenmiş ve kibirli, fakat aynı zamanda korkak ve rahatına düşkün değildir.
Erkeklerin öyle bir muamele edişleri var ki... Kendilerine ne kadar fazla ve ne kadar aptalca güvendiklerini fark etmemek için kör olmak lazım.Herhangi bir şekilde talepleri reddedildiği zaman düştükleri şaşkınlığı görmek , küstahça gururlarını anlamak bizim için kafidir. Kendilerini daima bir Avcı, bizi zavallı birer av olarak düşünmekten asla vazgeçmiyorlar. Biz isteyemeyiz, kendiliğimizden bir şey veremeyiz... Ben bu ahmakça ve küstahça erkek gururundan tiksiniyorum. Anlıyor musunuz?