İstanbul'un fetihle birlikte Bizanslılar, Yunan ilmi ve felsefesiyle daha yakından tanışır. Avrupalılar yunan ilmi ve felsefesini Arapça yazılan kaynaklardan edinmişlerdir.
İstanbul'da Türklere karşı gelecek gücün Roma-Bizans birleşmesine bağlayan ve bu şekilde güçleneceklerini düşünen Demetrios (Büyük bir Türk düşmanıdır) gibi kimseler Bizans'ta yaşayan bazı kimseleri, dönemin en zengin Avrupa şehri olan Floransa'ya gitmeleri için teşvik ederler. Avrupa'ya gidenler elbette Osmanlı-Türk kültüründen de esinlenmişlerdir.
bkz. Plethon
Platon'un "İdeal Devlet Teorisi' de Osmanlı etkisi sezilir.
Fatih'in askerleri bir kapıdan giriyor, öbür kapıdan alimler kitaplarla İtalya'ya gidiyorlar ve Rönesans böyle başlıyor Bu garip tasvir Voltaire'indir; fakat daha garibi, bizim okul kitapları da bunu almışlardır.
Fatih'in askerleri bir kapıdan giriyor, öbür kapıdan alimler kitaplarla İtalya'ya gidiyorlar ve Rönesans böyle başlıyor Bu garip tasvir Voltaire'indir; fakat daha garibi, bizim okul kitapları da bunu almışlardır.
Sentezciler "din, milli kültürün ana ögesidir" derken din konusunda tutarsızlık içerisindedir. Milli bir dinden söz etmek, tamamıyla tutarsız bir düşüncedir.
Kültür: bir milleti diğer milletlerden ayıran ortak geçmişi, zaferleri ve yenilgileridir. Ortak dilin oluşumudur, parmak izi gibi bir olgu ve yıllar içerisinde oluşmuş davranış, dil, simgeler olarak kanıksanmış değerler bütünüdür.
Dinler: vicdan ve inançlarla ilgilidir. Bir kişi doğuştan bir dine mensup olabileceği gibi sonradan bir dine inanabilir veya çıkabilir, değişkendir.