En eskilerinden başlayarak Likürg’le Solon’la Muhammet’le Napolyon’la sürüp giden, insanlığın bütün kurucu ve kanun yapıcıları, hiç olmazsa yeni bir kanun yaparken, toplumun kutsal saydığı eski, babadan kalma kanunları çiğnedikleri için istisnasız olarak birer suçluydular.Tabi bunlar kendilerine yardımı dokunuyorsa, kan dökmekten -hem de bazı eski kanunlara sadık kalmaktan başka suçu olmayan, tamamıyla masum kişilerin kanını dökmekten- çekinmemişlerdir.
Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak. Tınaztepe'ye karşı Kömürtepe güneyinde,
On beşinci Piyade Fırkası'ndan iki ihtiyat zabiti
ve onların genci, uzunu,
Darülmuallimin mezunu
Nureddin Eşfak,
mavzer tabancasının emniyetiyle oynıyarak konuşuyor:
— Bizim İstiklâl Marşı'nda aksıyan bir taraf var, bilmem ki, nasıl anlatsam,
Akif, inanmış adam,
Fakat onun, ben,
inandıklarının hepsine inanmıyorum.
Meselâ, bakın:
Gelecektir sana vadettiği günler Hakkın.
Hayır,
gelecek günler için
gökten âyet inmedi bize.
Onu biz, kendimiz
vadettik kendimize.
Bir şarkı istiyorum
zaferden sonrasına dair.
Kim bilir belki yarın...
Genel olarak İngiliz deniz gücü ve donanmasının lider güç olarak sürekliğini nasıl sağladığını ve askeri denizciliğin bir ülke için ne anlama geldiği üzerine odaklanmış. Sör Julian Corbett genel yargılarla, kesin bir deniz savaşı teorisinden bahsetmiyor. Deniz savaşının, kara savaşından farklarına değiniyor.