Bir başka deyişle auranızın içinde sakladığınız enerji, sizin dış dünyadaki yeriniz hakkında; başkalarının sizinle ilgili düşünceleri hakkında hissettiklerinizdir.
Görüş alanınızın dışında olduğu halde birinin size baktığını ya da arkanızdan geldiğini hiç hissettiğiniz oldu mu? Bu, auranızın enerji sınırının deneyimidir.
Makul sınırlar konmadığında kimsenin yaşamının uyumlu bir akışı olmaz. Böyle bir durumda, insanın iç dünyası karşılanmamış ihtiyaçlar ve gerçekleşmemiş hayaller yığınıyla karmakarışıktır; dış dünyası ise ya aşırı derecede işle ya da umutsuzca bir toplumsal baskıyla sarılıdır. Sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini asla bilemediği için bu insanlar arkadaşlarının duygusal sorunlarından çevre meselelerine kadar her şeyi kişisel olarak algılar; bunları kendi sorumlulukları sanıp üstlenirler. Kendilerini, başkalarını ne kadar etkilediklerine göre tanımlarlar; kendi hayatlarına ne kadar etki ettiklerine göre değil.
Birey olmak; başkalarının gereksinimlerinden, isteklerinden ve kurallarından bağımsız olarak varlığınızın anlamını çözmenizin ömür boyu sürecek çabasıdır. Birey olmanın ilk etabı kim olduğunuzu değil kim olmadığınızı öğrenmektir.