...Hıristiyanlığın en güzel öğütlerinden birinin'' Komşunu kendin gibi seveceksin'' olduğunu söylediğimde Meymun' un yüzünde bir kararsızlık sırıtması fark ettim. Hem dostluğumuz, hem de ortak kuşkularımız adına derinlerdeki düşüncesini açıklaması için yüreklendirdiğimde şunları itiraf etti:
'' Bu öğüt, ilk bakışta kusursuz görünüyor; üstelik İsa tarafından yinelenmeden önce de benzer sözcüklerle Levililer' in on dokuzuncu bölümünün on sekizinci ayetinde yer alıyordu. Yine de bende bazı kararsızlıklar yaratıyor...''
'' Ne kusur buluyorsun onda?''
''İnsanların çoğunun kendi yaşamlarıyla ne yaptıklarını, zekalarını nasıl kullandıklarını gördükçe, beni kendileri gibi sevmelerini istemek gelmiyor içimden.''
İçimde akılla çılgınlığı karşı karşıya getiren dövüşte ikincisi sayı yapıyor her zaman. Akıl karşı çıkıyor, alaycı alaycı sırıtıyor, inat ediyor, direniyor; benimse bu karşılaşmayı, birazcık geriye çekilip izleyecek kadar bilincim var hala. Ama işte tam da bu bilinç kalıntısı, çılgınlığın beni de ele geçirmeye başladığını kabul etmeye zorluyor.
İnsanoğlu tanrılardan önce tanrıçalar yapmıştı kendilerine. Doğumun olağanüstülüğüne şahit olup erkeğin bu çoğalmadaki rolünü anlamayan insanlar tapacakları yaratıcılarının kadınlığının olması gerektiğini düşünüyor ve hep tanrıça heykelcikleri, putları yapıyordu.