İnsanların arasında, soluk alıp veren, daha da belirgin kıldığı koşuşturmaya aldırmayan bir yontuymuşçasına, çevreni öyle sessizce gözlemen ötekileri rahatsız ederdi.
Yalnızca yaşayanlar tutarsız görünür. Ölüm, onların ya şamını oluşturan olay dizisini sona erdirir. İşte ondan sonra, boyun eğip o olaylara bir anlam yüklemeye çalışırız. Anlam yüklemeyi reddetmek demek, bir yaşamın, dolayısıyla yaşa mın kendisinin saçma olduğunu kabullenmek demektir. Senin yaşamınsa olmuş bitmiş şeylerin tutarlılığına erişmemişti. O tutarlılığı ölüm kazandırdı ona.
İntiharından önce başarısız girişimlerin olmadı.
Ölümden korkmuyordun. Ondan önce davrandın, ama onu gerçekten arzulamadan: İnsan bilmediği şeyi nasıl arzulasın? Yaşamı yadsımadın, ama öteki tarafta bir şey varsa, oranın buradan daha iyi olacağını ileri sürerek, bilinmeyene düşkünlüğünü ortaya koydun.