Ne tuhaf. her şey O'nu anıyordu ve biz O'nu anmak yerine, O'nu anan eşyaya bağlanıyorduk. Hiç ayrılamayacağımız Hakk'tan kaçarken, mutlaka ayrılacağımız dünyaya yapışıyor, arzular ayaklarımızı kıskıvrak bağlamışken Allah'a doğru yol aldığımızı sanıyorduk. Biz sevdiğimiz şeylerin köleleriydik azat kabul etmeyen. Biz erteleyenlerdik her güzeli. Üç nedeni vardı bu ertelemenin: böyle dedi İskenderiyeli. İlki dünyayı ahiretten üstün
tutmaktı ki bu aklı başında inananlara yakışmazdı. İkincisi, iyi işler için boş zamanları beklemekti ki ölümün ne zaman geleceği belli olmazdı. Üçüncüsü, boş zaman elde edilse bile, iyi işleri yaptıracak kuvvet her daim bulunmazdı.
Batı anlayışının zihinlere bulaştırdığı bakışlı İslam'ı anlayamayız. İslam'ı bugün öyle kavramak zorundayız ki, kendimizi şimdiye kadar İslam hakkında hiçbir şey bilmiyormuş gibi farz ederek yola koyulmalıyız.