«Şu son iki günü yoğun biçimde düşünerek geçirdim,» dedi. «Ve
çok ilginç sonuçlara vardım. Buna izin olduğunu düşündüğüm bir tek kesin
tahmin üzerinde durarak başladım. Ben varım, çünkü düşünüyorum...»
Powell, «Ah, Jüpiter,» diye inledi. «Robot Descartes!»
Donovan sordu. «Descartes da kim? Buraya bak! Burada oturup bu
teneke manyağı mı dinleyeceğiz...»
«Sus, Mike.»
Şirin istifini bile bozmadı. «O zaman hemen şu soruyla karşı karşıya
geldim; Var oluşumun nedeni nedir?»
Powell’in çene kasları gerildi. «Aptalca davranıyorsun. Seni ikimizin
oluşturduğunu söyledim.»
Donovan da ekledi. «Bize inanmıyorsan seni memnuniyetle tekrar
parçalarına ayırabiliriz.»
Robot bütün bunları önemsemiyormuş gibi güçlü ellerini açtı. «Bana
söylenilenleri oldukları gibi kabul edemem. Bir varsayımı mantık
desteklemelidir. Yoksa bir değeri kalmaz... Üstelik beni yapmış olduğunuz
düşüncesinde de hiçbir mantığa uymuyor.»
Donovan öfkeyle yumruğunu sıkarken Powell kolunu tuttu. «Neden
böyle söylüyorsun?»
Şirin bir kahkaha attı. İnsanların gülüşüne hiç benzemeyen, robotun o
zamana dek çıkardığı en metalik sesti. Bir patlayışa benzeyen, sert, ifadesiz
ve bir metronom kadar da düzgün bir ses.
Robot sonunda «Kendinize bir bakın,» dedi. «Sizi aşağılamak istemem
ama kendinizi bir inceleyin! Sizin yapıldığınız madde yumuşak ve gevşek.
Sağlam da değil, güçlü de! Enerji için organik maddelerin beceriksizce
oksitlenmesinden yararlanıyor.
Şunları kastediyorum.» Donovan’ın sandviçinden geride kalan parçayı
hoşnutsuzca işaret etti. «Düzenli aralıklarla komaya giriyorsunuz. Isı, hava
basıncı, nem ya da radyasyon yoğunluğundaki en ufak bir değişiklik
çalışmanızı engelliyor. Çerden çöpten şeylersiniz.
"Türk demokrasi tarihinin ilk kurbanı"^2 Hasan Ali'nin tüm hayalleri duman olup gitti. Tabii onunkilerle beraber Atatürk'ünkiler de. 40'lı yılların sonunda Hasan Ali'ye saldıran kafalar, o aynı bilgisiz, gerici kafalar, şimdi bizzat Atatürk'e saldırmaya kadar getirdiler işi. Zaten Hasan Ali daha sağlığında Türkiye'deki mücadelenin politik uçlar veya etnik gruplar arasında değil, gericilikle ilericilik arasında cereyan etmekte olduğunu söylemişti.
Hakiki manasıyla düşünmek, doğruya inanmak, ve bunun için doğruyu aramaktır. Descartes dediği gibi, düşünmek şüphe edebilmektir. Bundan dolayıdır ki, elde edilmesi en güçlünün şüphe edilmesini öğrenmektir. ^45
Aşağıda da göreceğimiz gibi, Hasan Ali Yücel Atatürk'ü ve O'nun ideallerini en iyi anlamış olan, en yaratıcı şekillerde ve en korkusuzca uygulama sahasına geçiren takipçisiydi.