"Bunca zaman sonra hala bir kor gibi düşüyorsun içime. İki gün kar yağdı. Durmadan yağdı. Azar azar, tane tane. Havada uçuşarak. Seyrettim. Yürüdüm. Sen beni bu kadar çok mu seviyorsun? Bana sevgini armağan etmeyecek kadar. Yüreğimi dağlayacak kadar çok mu seviyorsun beni? Nereye gitsem, yüzümü ne yana dönsem hep sen varsın. Zamanlardan bir zaman istedim, bir yer aradım senin olmadığın. Bu ateş hep benimle geldi. Ne kardeşlerimin ölümünde ne başka bir zaman hiç bu kadar yorgun hissetmemiştim kendimi. Burada olsaydın, yanımda olsaydın da dipsiz bir uykuya dalsaydım kollarında. Hiç uyanmasaydım. O kadar çok özlüyorum ki seni, yok oluyorum bazen. Sonsuz bir uykuya dalma isteği bu kadar yoğun doğmamıştı içime. Her şey anlamını yitirmiş. Bu çok fazla artık, taşıyamıyorum. Çok ağır bu, eziyor canımı, çok fazla yanıyor. İçime zehir akıyor. Kesip atmak istiyorum onu, artık taşıyamıyorum. Bu kadarını taşıyamayacağımı biliyor. Bizim irademiz yok, her şey O'nun isteğiyle oluyor, her şey ama her şey, her şey… Nerdesin? Soluksuz kaldım, nerdesin?”