Bir genç kız tüm içtenliğiyle benimle şu paylamışım yapmıştı:
“Toplumda tanımadığım bir erkeğe nezaketen gülümserken, selam verirken tedirgin oluyorum. Çünkü çeşitli zamanlarda bu hareketimin yanlış anlaşılıp taciz olarak adlandırabileceğim durumlara sebep olduğunu gördüm. Dolayısıyla tanımadığım bir erkek bana selam verince de karşımdakine karşı bir güvensizliğim olduğu için daha nötr yaklaşmayı ter-cih edebiliyorum.”
Kadınlar ve erkeklerin ülkemizde insan insana ilişki kurması kolay görünmüyor. Çünkü bu kadının insan insana ilişki kurma çabası Türk erkeği tarafından “kadının sinyal vermesi, kuyruk sallaması, flörtöz davranması” olarak yorumlanıyor.
Kadın en başta kendini güvende hissedemiyor. Bu konuda gereken toplumsal değişimin uzun zaman ve emek isteyen bir tarafı var gibi görünüyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
+Peki hocam bu tatlı hisler, heyecanlar ne oluyor da değişiyor? İnsanlar neyi yanlış yapıyor da ilişkiler çıkmaza giriyor?
-Burada değişimle ilgili birkaç dinamiği dile getirmek istiyorum. İlki şu, tanışma ve anlamlı bir ilişki kurmanın sıcaklığı içinde rahatsız edici yönlerin farkına varmama hâli. Daha sonra gerçeği görmeye başlayınca kar-şıdakini değişmekle, ilgisizlikle suçlama hâli. İkincisi; ilişkinin başlarında hoşa gitmeyen bazı yönleri görmek ama “Ben onu sonra değiştiririm,” beklentisiyle sesini çıkarmamak. Karşıdaki değişmeyince de, “Beni seviyorsan değişirsin!” tavrını takınmak. Bir üçüncüsü de, “Evlendiğimizde böyle değildik, ikimiz de değişmeye başladık,” olgusu. Evlendiğinde yirmi iki yaşındaydın, şimdi otuz yedi yaşındasın ve bunun kendine özgü önemli sonuçları var. Eğer biri yirmi iki yaşında bir insanla tanıştığında onu o hâliyle sabitleyip hep aynı kişi olarak kalmasını bekliyorsa şüphesiz bu, gerçekliğe uymaz.
Kendin olarak var olmana önem verildiğini hissetmek sağlıklı ilişkinin vazgeçilmezidir. Birinin eksiğini, ihtiyacını karşılamak için değil, yaşam dansı için berabersiniz. Zamanla müziğin türü ve ritmi değişir ama dans daha derin bir anlam kazanarak devam eder.
Bir ülkenin, bir toplumun geleceğini iki ortamda yaşayan değerler belirler:
Bir; çocuğun içinde yetiştiği aile ortamı. İki; çocuğun eğitildiği sınıf ortamı.
Ben kendi adıma ısrarla ama ısrarla iki yaşından itibaren bir çocuğun ailede o yaşa uygun, gelişimine uygun sorumluluklarının olması gerektiğinin altını çiziyorum. Bu, tuzluğu alıp mut-fağa götürmek olabilir. Oyuncaklarını toplamak olabilir. Yani elindekini kırıp dökse bile kendisine zarar vermeyeceği ufak görevler… Bir de unutma; bunu doğal olarak yapacak, onu övmeyeceksin. Yani görüyor diye gözünü övüyor musun? Hayır. Çocuk da o ailenin bir bireyi olarak üzerine düşen sorumlulukları yerine getirecek.