Unutamadığım çocukluk anılarımdan biridir; yıllarca çamur deryası olup hiç el atılmayan yollar bir devlet büyüğü ziyaret edeceği zaman hemen asfaltlanırdı. Özet şu; biz insana “insan” olduğu için değil, gücü kadar değer veriyoruz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şu bakış açısı da önemli; “Karşıdakini kötü görüyorsun ama sen ne kadar iyisin? Sende yok mu o kötü gördüğün davranışın bir benzeri? Geçmişte belli durumlarda sen de aynısını yaptın. Şu anda da bu karşındaki insan yapıyor.
Yargılama. Onun yerine bir bak bakalım bu durumu düzeltecek bir şey yapabilecek misin?”
+İçinizde ukde kalan bir şey yok mu?
-Mesela önemli gördüğüm ve yazmak istediğim birkaç kitap var. Ama yaşamın akışının gizemine ve muhteşemliğine inanıyorum. Kadere inanıyorum. “Sen elinden gelenin en iyisini yapmaya devam et, kaderinde varsa olur,” diyorum. O bakımdan içimde bir sakinlik, huzur var. Biliyorsunuz yakın zamanda bir kalp krizi geçirmiştim, bu gece bir kriz gelse ve ölsem…
+Allah geçinden versin hocam. Allah uzun ömürler versin.
-Son anda, “Allah kahretsin, daha yazacağım kitaplar vardı!” şeklinde bir duygu içinde olmayacağım. “Demek ki böyleymiş, bu kadarmış,” diyeceğim.
Öfke doluyuz. İlk yapılması gereken şey öfkemizi tanımak ve onun bize söylemek istediğini anlamaktır. Öfkeden kurtulmak değil, öfkenin söylemek istediğini anlamak ve üzerinde düşünüp farkına varmak. Farkına varabilmek için de kişinin ara sıra bir adım geri atıp dışarıdan bir gözle kendine bakabilecek bir varoluşa ulaşması gerekir.