Devlet ancak zorlandığı takdirde, mülksüzler adına mülk sahiplerine karşı harekete geçer. Şu ya da bu çatışma noktasında boyun eğmek zorunda kalır, çünkü işçi sınıfından gelen baskı o denli büyüktür ki, ödün vermek zorunludur; yoksa "yasa ve düzen" tehlikeye girdiği gibi, daha da kötüsü( egemen sınıf açısından daha kötüsü), devrim bile olabilir.
Kapitalist toplum, özel mülkiyete dayandığından, özel mülkiyete karşı yapılacak her davranış, gereğinde şiddet kullanmaya kadar varan devletin direnciyle karşılaşacaktır.
Bunun için, aslında sınıflar varoldukça, devlet sınıflarüstü olamaz, egemen sınıftan yana olmak zorundadır.
Her hükümet, kendi uyruklarını korumak için ayağa kalkar. Bunun kaçınılmaz sonucu savaştır.
Emperyalizm savaşa yol açar. Ne var ki, savaş da hiçbir şeyi kesin olarak çözemez. Artık bir masa çevresinde çözümlenemez hale gelen düşmanlıklar, şimdi pazarlık, güçlü patlayıcılar, atom bombaları, sakat insanlar ve parçalanmış cesetlere yapılıyor diye ortadan kalkmaz.
Hayır! Pazar avı sürüp gitmelidir. Tekelci kapitalizm, mal ve sermaye fazlası için alan bulmak zorundadır ve tekelci kapitalizm varoldukça yeni savaşlar sürecektir.
Emperyalizm, sanayinin büyük denetçilerinin anayurtta satamadıkları ya da kullanamadıkları malları ve sermayeyi elden çıkartmak için dış pazarlar ve yatırım alanları arayarak, servet fazlalarının yatağını genişletmedir.
J. A. Hobson 1902