Biliyoruz ki, ülkenin servet ve gelirlerinin çoğu, birkaç büyük şirketin elindedir; bu şirketler ise, son derece az sayıda insanın malıdır ve bunların çalışmalarından doğan kârlar çok küçük bir gruba gitmektedir.
Tekel, tekelcilere amaçlarını gerçekleştirmek, yani çok büyük kârlar sağlamak olanağı hazırlıyor. Rekabetçi sanayiler, iyi zamanlarda kâr eder, kötü zamanlarda açık verir. Ama tekelci sanayiciler için izlenen model farklıdır: İyi zamanlarda muazzam kârlar sağlarlar, kötü zamanlarda ise bir miktar kâr ederler.
İşçiye verilen ücretle, ürettiği değer arasında bir fark olması gerekir, yoksa işveren onu kiralamazdı. İşçinin ücret olarak aldığı ile ürettiği metanın değeri arasındaki farka, artı-değer denir.
Artı-değer, işverene giden kârdır. İşveren, emek-gücünü, bir fiyattan satın alır ve emeğin ürününü daha yüksek bir fiyata satar. Farkı, yani artı-değeri, kendisine alıkoyar.
Eskiden insanlar, kendi kullanımları için mal üretirken, bugün pazar için meta üretiyorlar.
İşçi, metasını, yani emek gücünü, ücret karşılığı patrona satar.
İlkel toplumun ekonomik temel yasasının başlıca özellikleri şunlardır: İnsanların son derece kısıtlı yaşam koşullarını, bir komün çerçevesi içinde ortaklaşa çalışma yoluyla ilkel üretim aletlerinin yardımıyla ve ürünlerin eşit dağılımı yoluyla güvence altına almak.
İnsanlar, ortaklaşa çalışarak, uzun zaman boyunca aynı türden işi yaptılar. Üretim aletlerinin tedricen iyileştirilmesi, cinsiyete ve yaşa göre kendinden bitme işbölümünün ortaya çıkmasına katkıda bulundu. Üretim aletlerini ve geçim araçlarını elde etme tarzının daha da mükemmelleştirilmesi, hayvancılığın ve ziraatin gelişmesi, toplumsal işbölümünün ve değiş tokuşun, özel mülkiyetin ve servet eşitsizliğinin ortaya çıkmasına yol açtı, toplumun sınıflara bölünmesine ve insanın insan tarafından sömürülmesine yol açtı. Böylelikle, büyüyen üretici güçler üretim ilişkileri ile çelişkiye düştü; bu da ilkel topluluğun yerini başka bir üretim ilişkileri tipine, köleci topluma bırakmasına neden oldu.