“Söylem ve algı arasındaki mesafe açıldıkça, anahtarlarla kilitler arasındaki mesafe de açılıyor çünkü. Kulağın, dili sürçtüğü için; dilin, kulağı yakıştırdığı için suçladığı bir algı cehennemine düşüyoruz.”
“İki ağaç parçasını sürterek ya da çakmak taşlarını birbirine vurarak ateş yakmayı keşfeden insan hala ısınamadı. Kemikten ve çakıl taşından takılar yapmayı akıl etse de bir gün, süslenmeyi başaramadı henüz. Mağaraların duvarlarına avlamayı düşlediği hayvanların resimlerini çizmeyi düşündü, hala düşünüyor, ne çok av var yeryüzünde. Taştan balta, kemikten bıçak, balık kılçığından dikiş iğnesi yaptıysa da balta taşa vuruldu, bıçak kemiğe dayandı, iğne deliğinden cehennem seyredildi. Yün dokudu önce, iki bin yıl sonra keteni, ardından pamuğu keşfetti. Dolabını açtığında hala üzerine giyecek bir şey bulamıyor. Çamura şekil vermeyi öğrendi, çömlekler yaptı kızıl topraktan. Fakat ne zaman çocuğa şekil vermek istese, elinde yüzünde çamur. Ve tekerleği buldu bir gün insan. En önemli keşfi olarak tanımladı onu. Fakat gitmek istediği yere gidemiyor hala.”