Öyle hediyeler almışım..
Balonlara yapıştıracağım kağıtlara
öyle notlar yazmışım ki.. çalışma masasının sağ üst dolabında benim dahi unuttuğum senin için aldığım beyaz güller.. kıyafet dolabında bekleyen gül yaprakları.. senin için almış olduğum kitaplar.. dizlerine başımı koyduğumda okursun diye.. sana okumak için aldığım şiir kitapları.. daha saymaya gücümün dahi kalmadığı birçok şey.. bu evde .. bu şehirde bunlarla yaşamak .. yaşamak zorunda bırakılmak.. büyük haksızlıklara uğratıldığını düşündüğün.. çabalarının boşa gittiği gerçeğiyle yüzleşmene sebep olan bir insanın yokluğunda dahi böyle hazırlıklar yapmak.. ağzından çıkabilecek tek kelimeyi duymadan.. sesini unutmaya yüz tuttuğun.. tek bir haber dahi alamadığın anlarda bu hazırlıkları yapmak.. belki de şizofrendim.. başka açıklaması var mıdır ki bunun... öyle yaşayarak hazırlamışım ki.. odadan kendimi nasıl attığımı dahi hatırlamıyorum.. salonda uzandığım koltukta yorganın altına girip gözlerimi kapattığımda vücudumu yakan sıcaklık.. hemen kalkıp pencereyi açıp yola doğru kafamı uzattığımda rüzgarın yüzüme çarpması için.. gözlerimin dalışına engel olamayıp seninle tam o pozisyonda kurduğum bir hayalin canlanışı.. ve sonra sinsice arkamdan gelip patlatılan bir tokat ...
Bir başına bırakıldığım gerçeği...