Dostça ilişkiler bir okul gibi olmalıdır. Hem bilginin
hem tecrübenin paylaşıldığı, arkadaşların birer öğretmene dönüştüğü bir okul... Böyle bir dostluk kuru bir sohbetten çok daha fazlasını verir insana, konuşana ilgiyle dinlenmenin hazzını, dinleyene de duyduklarıyla gelişmenin fırsatını sunar. Kibirden ve gösterişten uzak,
samimi bir değiş-tokuş sahasıdır burası. Niyet birine kendini övmek ya da gösteriş budalalığı yapmak değildir. Asil insanların bilgilerini ve kültürünü görgüyle sahnelediği yerdir burası.
Biriyle olan ilişkimiz ne kadar yakınsa bu kişiden beklentimizin yüksek olması o kadar olasıdır. Daha da derine inersek, insanlara beklentilerimizden bahsetmeyebiliriz ve beklentilerimize dair hayal kırıklığı yaşayana kadar bunun farkında bile olmayabiliriz. Daha sonra inciniriz, hayal kırıklığına uğrarız ve genellikle öfkeleniriz.
Bütün kediseverler kedilerin insanlara, köpeklerin içgüdüsel olarak baş eğdiği gibi baş eğmediğini bilir. Başına buyruk memeli türleri arasında yalnızca kediler ve kır sansarları evcilleştirilmiştir, çünkü bizim bunu yaparken amacımız onları yemek için büyük sürüler halinde yetiştirmek değil tek başına avcı ya da ev hayvanı olarak beslemekti.
Ormanda erkek çita kardeşler bir dişiyi günlerce kovalarlar, uzun bir kovalamaca halinde süren bu kaba kurlaşma, dişinin yumurta oluşturması ya da cinsel ilişkiyi kabule hazır olması için gerekli gibi görünür. Çitalar bu
incelikli kurlaşma törenini bir kafesin içinde yapmayı genellikle kabul etmezler.
Acaba insan topluluklarındaki nüfus artışı mı insanları yiyecek üretimine zorladı yoksa yiyecek üretimi mi insan topluluklarında nüfus artışına yol açtı?