Koku alamıyordu, boğuluyordu ve hiçbirşey duyamıyordu. Merak çok geçmeden Damon'ın başına bir sürü iş açmıştı. Artık ne o 250 kilovatlık gülüşünü yapabiliyor ne de köpek dişlerini hissedebiliyordu. Damon insan olmuştu.
Tekrar karanlık boyuta gitmek ve vampir olmak bir yıldız topu kullandı ve bir kapı açtı. Bonnie de istemeden de olsa artık o boyuttaydı.
Kasaba her geçen gün daha da yok oluyordu. Orası artık fells church değildi. Kadim bir kötülük tanrısının meskeni haline gelmiş iğrenç bir kasabaydı. Saito ailesi tesirli tılsımlarla her ne kadar kasabayı korumaya çalışsa da ellerinden başka birşey gelmiyordu. İkiz tilki ruhlardan misao artık yoktu neredeyse ölmüştü. Kasabanın tek umudu Bonnie'nin kehanetiydi, 7 kitsune hazinesi ve bu 7 hazineden biri olan en büyük yıldız topu.
Elena bu yolculukta sevdiklerini kaybetti, gece karası gözleri, umudunu ve kanatlarını. İlahi saray kanatlarını ondan almıştı ama ona bağzı dilekler de verdiler. Elena çok geç olmadan uyandığında, geçmiş aslında hiç yaşanmamış olacaktı.
Stefan... Elena'nın Stefan'ı, şimdi nerede olduğunu tam olarak bilmediği stefan. O aşağılık kitsuneler sadece bazı ip uçları vermişleri ve kocaman bir hiçlik. Damon ve Elena ölüm kapısını aramak için yola çıktıklarında gölgede kalan bazı duygular hareketlenmeye başlamıştı. Elena Damon'ın yüreğindeki çocuğa sarıldığında artık bir çıkmazda olduğunu biliyordu.
Yolculuğa sonradan katılan iki sırdaşla beraber cehennemin kapıları açıldı. Ölümün kapısı açılmıştı açılmasına da, burdan hangi anahtarla çıkacaklardı, nasıl çıkacaklardı. O zavallı kadını -Leydi Ulam'yı- bulmasalar şansları bu kadar yaver gider miyidi? Ölümün pençesinde dans ettikleri balolarda bir anahtar aradılar, stefan'ın ve cehennem'in anahtarını.
Nihayet sona yaklaştıklarında Elena artık Stefan'ın kollarındaydı. Gece karası gözleri unutmuş ve bu yeşil denizde boğulmuştu. Tam giderken beyaz bir tilki ruhtan bir buket geldi. Büyülü bir buket. Ne var ki buket istenen yeri bulmadı ve meraklı birinin eline geçince olanlar oldu. Masum çocukların zihninin ele geçirildiği, kargaşa dolu kasabaya döndüler ama yine çok geçmeden o lanet boyuta gitmeleri gerkecekti.
"Auranı kontrol altında tutmana yarayacak bir şey öğrenmek ister misin?" Diye sordu, Elena yanından geçip arabaya doğru yürürken.
Elena ona yandan bir bakış fırlattı."Demek benimle yeniden konuşmaya karar verdin? Zevkten bayılmalı mıyım?"
"Bunun hoşuma gitmeyeceğini iddia edemem."